Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/12340 E. 2020/1664 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12340
KARAR NO : 2020/1664
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
ASIL DAVA : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalılardan …’a karşı açtığı asıl davasında, 2912 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazın 126,01 m2’sinin davalı tarafından 4 katlı bina inşa edilerek kullanılması nedeniyle 01.01.1999-30.04.2001 arası dönem için 8.232 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini, elatmasının önlenmesini ve binanın kal’ini talep etmiş, 09.01.2012 tarihinde işgal edilen alanı 205 m2 olarak ıslah etmiş, davalılardan … ve …’a karşı açtığı birleşen davada ise, 2912 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar tarafından hiçbir akdi ve kanuni nedene dayanılmaksızın kullanıldığını açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.06.2003-31.05.2008 arasına tekabül eden 106.678 TL ecrimisilin faiziyle davalılardan tahsilini, müdahalenin men’i ile taşınmazın idareye teslimini talep etmiştir.
Davalı …, davaya konu taşınmazın eşi … ve … adına 1/2 tapu tahsis belgeli olup, kendisinin işgali olmadığını, imar affı sebebiyle … ve …’nin hak sahibi olduğunu, davalılar … ve … vekili ise, tapu tahsis belgesine dayanarak davaya konu taşınmazda hak sahibi olduklarını açıklayarak, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 95.443,66 TL ecrimisilin dönem sonu faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davalıların dava konusu taşınmaza müdahalelerinin men’i ile üzerindeki yapıların kal’ine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Asıl dava, ecrimisil, elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ise ecrimisil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 2912 ada 4 parselde 310 m2 miktarında, ev vasfıyla kayıtlı taşınmazın Atike Hatun Vakfı adına 22.05.2005 tarihinde hükmen tescil edildiği, 1796 ada 13, 14 ve 15 parsellerin 05.01.1989 tarihinde imar uygulamasıyla birleştirilerek 2912 ada 4 parselin oluştuğu, 1796 ada 13 parselin ise 123 m2 miktarında, arsa vasfıyla 29.09.1981 tarihinde Atike Hatun Vakfı adına tescil edildiği, üzerinde 18.01.1985 tarihli “Taşınmazın tamamı seviyen olmak üzere … ve …’a 195 numaralı belgeyle tahsis edilmiştir.’’ şeklinde beyanın yer aldığı, 15.01.1985 tarihli tapu tahsis belgesine göre, 1796 ada 13 parsel 123,99 m2 7 numaralı 2 katlı betonarme için 1/2’şer hisse ile … ve … adına düzenlendiği, …’a verilen tapu tahsis belgesinin 17.10.2002 tarihinde, …’e verilen tapu tahsis belgesinin ise 22.11.2002 tarihinde idarece iptal edildiği, iptal kararına karşı … tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2003/655 E. sayılı dosyasıyla dava açıldığı, mahkemece davanın reddedildiği, bu kararın Danıştay tarafından onanarak 06.08.2009 tarihinde kesinleştiği, … tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2002/1750 E. sayılı dosyasıyla dava açıldığı, mahkemece davanın reddedildiği, ret kararının Danıştay incelemesinden geçerek 20.02.2009 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, tapu tahsis belgesinin iptaline dair idarece alınan kararın iptali konusunda idari yargı yerinde açılan davanın reddedilmek suretiyle neticelendiği, böylelikle, davalıların dayandığı tahsis belgesinin iptal edildiği 2009 yılına kadar davalıların taşınmazı kullanmaları kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden, ecrimisil talebinin asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, Mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Ne var ki az yukarıda açıklandığı üzere Mahkemece kurulan hükmün, HMK’nin 297. maddesine uygun olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Zira; Mahkemece asıl davadaki taleplerle, birleşen davadaki talepler karıştırılarak hüküm kurulduğu açıktır. Mahkemece asıl davadaki talepler ve birleşen davadaki talepler ayrı ayrı değerlendirilerek, tüm talepler hakkında HMK’nin 297. maddesine uygun olarak ayrı ayrı açık bir şekilde hüküm kurulması gerekirken, asıl ve birleşen davadaki talepler karıştırılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma nedenine göre davalılar vekilinin harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK madde 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 25,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.