Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/12405 E. 2018/18735 K. 15.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12405
KARAR NO : 2018/18735
KARAR TARİHİ : 15.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı dava dilekçesinde, davaya konu dava dışı Hazine adına kayıtlı 482 parsel sayılı taşınmazı 1989 tarihinde satın aldığını, davalı ile 14.9.1994 tarihinde evlendiklerini ve 06.03.2006 tarihinde boşandıklarını, 2002-2003 yıllarından itibaren üzerine market ve 6 daireli yapı yaptığını, davaya konu yapının 04.03.2011 tarihinden bu yana davalı tarafından işgal edildiğini ve davacının ikamet ettiği dairede bulunan eşya ve paraların gasp edildiğini ileri sürerek, davalının müdahalesinin meni ve gasp edilen eşyaların iadesine karar verilmesini istemiş, 01.06.2012 havale tarihli dilekçesinde, menkul malların aynı bulunmadığı halde 24.500 TL’nin yasal faizi ile tahsiline, taşınmaz üzerindeki evlerin belirlenecek değerlerinin artık ve katkı payı eklenip çıkarıldıktan sonra davacının hissesine düşecek miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu taşınmazın evvelinden bu yana vekil edenine ait olduğunu, ecrimisil, arsa ve emlak vergilerinin vekil edeni tarafından ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … Esas 2012/446 Karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilmiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine süresinde gönderilen… Asliye Hukuk Mahkemesince , davacının menkul eşyaların iadesi olmadığı takdirde 25.000 TL olan bedellerinin tahsili ve müdahalenin meni taleplerinin reddine, davacının 01.06.2012 havale tarihli açıklama dilekçesinin c bendindeki “taşınmaz üzerindeki evlerin bedelinin tahsili” istemi ile ilgili olarak usulüne uygun harçlandırılarak açılan bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı ile 14.09.1994 tarihinde evlendiklerini, 1999 yılına kadar birlikte yaşadıktan sonra davalının İstanbul’a gittiğini, bu tarihten sonra davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan yapıları kendi kazancı ile yaptığını, davalının hakkı bulunmadığını belirterek müdahalesinin men’i ve gasp edilen eşyalarının iadesini istemiş, Mahkemece, davacıdan HMK’nin 199. maddesinin (d) ve (ğ) bentleri gereğince davanın değerinin ve talep sonucunun açıklanmasının istenmesi üzerine sunulan 1.6.2012 tarihli dilekçesinde, HMK’nin 119 maddesinin (d) bendi gereğince dava değerinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 24.500 TL olduğu, evin rayiç değeri tespit edildiğinde eksik harcın yatırılacağı, HMK 119/(ğ) bendi uyarınca neticei talep olarak, taşınmaz ve içerisindeki menkul mallara tedbir konulması, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 24.500 TL değerindeki menkul malların aynı bulunmadığı takdirde bu bedelin faizi ile tahsili, taşınmaz üzerindeki evlerin belirlenecek değerlerinin artık ve katkı payı eklendikten ve çıkarıldıktan sonra hissesine düşecek miktarın bilirkişilerce belirlenmesi, eksik harcın tamamlanması hususunda süre verilmesine, belirlenecek miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
6100 sayılı HMK’nin 33. maddesi uyarınca, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da kabul edildiği gibi taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Eş anlatımla, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir.
Davacı 01.06.2012 tarihli dilekçesinde, evlerin değerleri tespit edildiğinde eksik harcın tamamlanacağını bildirerek, evlilik birliği içinde yapılan yapıların belirlenecek değerlerinin artık ve katkı payı eklendikten sonra davacının hissesine düşecek bedelinin tahsili isteğinde bulunmuştur. Bu hali ile uyuşmazlık, mal rejiminin tasfiyesi hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Her ne kadar Mahkemece, taşınmaz üzerindeki yapıların değeri ve davacıya düşecek miktar yönünden eksik harç tamamlatılmayarak, bu konuda usule uygun açılmış dava bulunmadığından bahsedilmiş ise de, Mahkemenin 432 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 30-32. maddelerini uygulamayarak harcı tamamlatmamasının sonuçları davacıya yükletilemez.
Bundan ayrı, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK’nin mad. 118-395) kaynaklanan bütün davaların aile mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacının 01.06.2012 tarihli dilekçesinde yer alan talebi yönünden az yukarıda açıklanan niteliğine göre görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur.
O halde, Mahkemece, davacı tarafın taşınmaz üzerindeki evlerin belirlenecek değerlerinin artık ve katkı payı eklendikten sonra davacının hissesine düşecek bedelinin tahsili istemi yönünden, Aile Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.