YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12705
KARAR NO : 2020/1489
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 1 nolu bağımsız bölümü 1986 yılından beri çekişmesiz ve aralıksız kullandığını, kayıt maliki …’ın 1978 yılında öldüğünü açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …, … ve … vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı …’ın öldüğü 23.06.1977 tarihi itibariyle nizalı taşınmazın davalıların mülkü ve maliki olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davaya müdahil olarak katılma talebinde bulunan …, …, … vekili, İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.07.2010 tarihli ve 2010/672 Esas, 821 Karar sayılı veraset belgesine göre; vekil edenlerinin, kayıt malikinin mirasçısı olduklarını, uyuşmazlık konusu taşınmazın müvekkilleri adına tapuda intikalinin gerçekleştirildiğini, davacı aleyhine elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açtıklarını bildirerek davaya katılmayı talep etmiş, ancak dayanak veraset belgesinin iptali üzerine, 03.05.2012 tarihli yargılama oturumunda, davacı aleyhine açtıkları elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli davayı takip etmeyeceklerini, taşınmazla ilgili mülkiyet iddialarının bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair önceki hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 28/03/2013 tarihli ve 2012/10755 Esas, 2013/4579 Karar sayılı ilamı ile,” … mahkemece TMK’nin 713/1 ve 2. maddeleri çerçevesinde ölüm hukuki sebebi esas alınarak taraf delillerinin toplanması, oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde ve hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır… 1986 tarihinden 2006 tarihine kadar davacı yararına kazanma koşullarının oluştuğunun belirlenmesi halinde; gerek 3. şahıslar adına gerekse mirasçıları adına 2006 tarihinden sonra gün, ay ve yıl itibariyle yapılacak hesaplama sonucu 20 yıllık kazanma süresi dolmamış ise, bu süreden sonra yapılacak tüm intikallerin hukuki sonuç doğurmayacağının, anılan kişilerin adlarına yapılan intikalin TMK’nin 1025. maddesi uyarınca yolsuz tescile dönüştüğünün gözönüne alınması ve bu kişilere karşı ayrı bir dava açılması için süre ve imkan verilerek, açılan davanın eldeki dava ile birleştirilerek görülmesinin düşünülmesi gerekir. ” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece,bozma ilamına uyularak, dava konusu 213 ada 5 parselde kayıtlı zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün davalılar …, … ve … adlarına olan tapu kaydının iptali ile TMK’nin 713/2 maddesi gereğince davacı adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar … olan …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiş, bu defa Dairenin 07.11.2016 tarihli ve 2016/17230 Esas, 2016/15130 Karar sayılı ilamı ile ‘… Temyize konu dava hakkında ise 03/07/2014 tarihinde verilen kararla …, … ve … İşçi adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.Her ne kadar, az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mahkeme hükmü ile dava konusu taşınmazın …, … ve … İşçi adına tesciline karar verilmiş ise de; söz konusu karar infaz ettirilmek sureti ile tapu yeni malikler adına tescil ettirilmeden karar verilmiştir. Tapunun mülkiyet sütununun değiştirilmesine ilişkin iptal ve tescil davaları tapu sicilinde malik görünen kişi ya da kişilere karşı açılır. Bu açıklamaya göre, mahkemece kesinleşen hüküm doğrultusunda infaz yaptırıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, karar tarihi itibariyle hüküm fıkrasında gösterilenlerin dışındaki kişiler adına kayıtlı 213 Ada 5 Parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir…’gerekçesi ile bozulmuş, sair temyiz itirazları bozma sebebine göre incelenmemiştir. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, tapuda Mahkeme hükmü gereğince infaz sağlanılarak, 213 ada 5 parselde zemin kat, 1 nolu bağımsız bölümün davalılar …, … ve … adına olan tapu kayıtlarının iptali ile TMK’nin 713/2 md gereğince davacı adına kayıt ve tecsiline, diğer davalılar …, … ve … hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Dava; TMK’nin 713/2. fıkrasında düzenlenen ölüm nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 213 ada 5 parseldeki 1 nolu bağımsız bölümün 05/04/1970 tarihinde davalıların murisi … adına tescil edildiği, 06/07/2010 tarihinde alınan veraset belgesi uyarınca tapu malikinin 23/06/1977 yılında ölümü üzerine tapunun 2010/672 Esas, 2010/821 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki mirasçılar …, … ve … adına intikal gördüğü, ne var ki, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26/04/2012 tarihli 2012/39Esas, 2012/261 Karar sayılı ilamı ile; önceki mirasçılık belgesinin sonradan alınan 28/12/2011 tarihli ve 2009/262 Esas, 2011/1699 Karar sayılı ilamı uyarınca iptal edilerek tapu maliki mirasçılarının …, … ve … işçi olduğunun tespitine karar verildiği, bu hükme dayanarak … ve arkadaşları tarafından tapu malikleri olan … ve arkadaşları aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığı, yargılama sonucunda mahkemece 20/03/2013 tarihli 2012/239 E. 2013/91 K. sayılı hükümle tarafların sulh olması üzerine tapu kaydının iptaline, 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümün … mirasçıları olan …, … ve … İşçi adına tesciline karar verildiği, hükmün temyiz edilmeden 08/05/2012 tarihinde kesinleştiği, Dairece yapılan bozmadan sonra söz konusu kararın tapu kaydına işlendiği anlaşılmaktadır.
Hakimin dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (HMK mad. 288 vd. HUMK mad. 363 vd.) Taşınmazlara ilişkin davalarda, yargılamanın sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi bakımından toplanan delillere göre mutlaka keşif yapılmasına karar verilmelidir. Ayrıca taşınmazın aynına ilişkin davalarda tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi ve gösterdikleri yerlerin krokide işaretlenmesi suretiyle denetime uygun rapor alınması gerekir.
Somut olayda, davacı, dava konusu 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 1 nolu bağımsız bölümü 1986 yılından beri kullandığını beyan ederek, tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş, Mahkemece, dava konusu taşınmaz yerinde görülmeden, tanıklar duruşmada dinlenilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Az yukarıda da bahsedildiği üzere, uyuşmazlığın giderilebilmesi için davanın niteliği gereği keşif yapılması zorunlu olduğu halde keşif yapılmadan, taşınmazın aynına ilişkin davalarda tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi kuralı da ihlal edilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazın başında keşif yapılarak tanıkların taşınmaz başında dinlenilmesi ve toplanmış deliller çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Bu husus düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.