YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12743
KARAR NO : 2019/6933
KARAR TARİHİ : 04.07.2019
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Samsun 2. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Samsun 2. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması sonunda Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı … vekili, evlilik birliği içinde muris eşi adına edinilen 2518 parsel ve 1002 ada 6 parselde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7 ve 11 nolu bağımsız bölümler nedeniyle 100.000,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, 21.12.2015 tarihli dilekçe ile davalılardan talep ettikleri toplam alacağın 308.494,24 TL olduğunu bildirmiş, karşı davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı … vekili ile davalı … vekili, davacı … tarafından açılan davanın reddini savunmuş, davalı-karşı davacı … vekili karşı dava dilekçesinde, evlilik birliği içinde davacı-karşı davalı … adına edinilen 1002 ada 6 parselde bulunan 3 ve 12 nolu bağımsız bölümler, 1002 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile …plaka sayılı araç nedeniyle 10.000,00 TL’nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı …’ya verilmesini talep etmiş, 27.06.2016 tarihli dilekçe ile talep ettikleri toplam alacağı 29.667,82 TL’ye çıkarmıştır.
Mahkemece, davacı-karşı davalı …’ün davasının kabulüne, davalı-karşı davacı …’nun davasının kabulüne, 113.668,00 TL alacağın davalı-karşı davacı …’dan alınarak davacı …’e ödenmesine, 29.571,00 TL alacağın davacı …’den alınarak davalı-karşı davacı …’ya ödenmesine, yukarıda belirlenen miktarın 50.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren 113.668,00 TL’den düşülerek işleyecek faizi ile beraber davalı-karşı davacı …’dan alınarak davacı …’e ödenmesine, kalan 63.668,00 TL alacağın davalı-karşı davacı …’nın alacağı olan 29.571,00 TL miktarın mahsup edilerek kalan 34.087,00 TL alacağın ıslah tarihi olan 21.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacı …’dan alınarak davacı …’e ödenmesine, davalı … Üstün’den toplam 113.668,00 TL alacağın 50.000,00 TL’sinin dava tarihinden, 63.668,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 21.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı …’e ödenmesine karar verilmiş, davalı … vekili ile davalı-karşı davacı … vekilinin istinaf talepleri Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından ayrı ayrı esastan reddedilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı … ile davalı-karşı davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … ile davalı-karşı davacı … vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş,
Dava konusu taşınmazlardan 2518 parsel, diğer taşınmazların edinilmesinden önce 23.12.1994 tarihinde muris eş Kemalettin adına edinilmiş olup, yukarıdaki ilke ve uygulamalar doğrultusunda, eşlerin her ikisinin de çalışarak gelir elde ettikleri ihtilafsız olduğuna göre, evlenme tarihi ile 2518 parselin edinildiği tarih arasındaki dosyaya yansıyan gelirler üzerinden hesaplama yapıldığında sağ kalan eş Cemile’nin 2518 parsel yönünden katkı oranının % 62,90 olarak bulunmakta olup, bu oran yerine Cemile aleyhine olacak şekilde % 58,80 katkı oranı üzerinden Cemile’nin katkı payı alacağının belirlenmesi doğru değil ise de hükmün Cemile tarafından temyiz edilmediği gözetilerek, temyiz edenin sıfatına göre 2518 parselle ilgili bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Davalı … ile davalı-karşı davacı … vekilinin 1002 ada 6 parselde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7 ve 11 nolu bağımsız bölümler ile 1002 ada 6 parselde bulunan 3 ve 12 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre 1002 ada 6 parselde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7 ve 11 nolu bağımsız bölümler ve 1002 ada 6 parselde bulunan 3 ve 12 nolu bağımsız bölümlere yönelik dava, ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtayın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 Sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacağı miktarları hesaplanmalıdır.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 27.10.1972 tarihinde evlenmiş, taraflar arasındaki mal rejimi eşlerden Kemalettin Üstün’ün 30.05.2009 tarihinde ölmesi üzerine sona ermiştir. Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 2518 parsel 23.12.1994, 1002 ada 6 parselde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7 ve 11 nolu bağımsız bölümler ise 26.01.2001 tarihinde satın alınarak muris eş Kemalettin adına; 1002 ada 6 parselde bulunan 3 ve 12 nolu bağımsız bölümler ise 01.02.2001 tarihinde satın alınarak, davacı-karşı davalı eş Cemile adına tescil edilmiştir. Taşınmazların edinildiği tarihte eşler arasında mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 Sayılı TMK mad.179).
Mahkemece, temyize konu edilen taşınmazlara ilişkin olarak davacı-karşı davalı …’nin katkı oranı % 62,90, muris eş Kemalettin’in katkı oranı % 37,09 olarak hesaplanarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; az yukarıda da açıklandığı gibi eşler Cemile ve muris eş Kemalettin’in evlilik tarihinden itibaren elde ettikleri gelirlere ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmış, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da bu gelirlerden faydalanılarak eşlerin katkı payı oranları belirlenmiş ise de, gerek 1002 ada 6 parselde bulunan 1, 2, 4, 5, 6, 7 ve 11 nolu bağımsız bölümlerin, gerekse 1002 ada 6 parselde bulunan 3 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin 2001 yılında, 2518 parselin edinildiği 1994 yılından sonra edinildikleri açıktır. Bu durumda evlilik tarihinden itibaren tarafların 1994 yılına kadar elde ettikleri gelirlerin yanında 1994 ile 2001 yılları arasında taraf gelirlerinin araştırılarak, dosyaya getirtilmesi, 2518 parselin 1994 yılında edinildiği de gözetilmek suretiyle, 2001 yılına kadar muris eş Kemalettin ve sağ kalan eş Cemile’nin 1993 yılından sonra elde ettikleri gelirleri olup olmadığının araştırılması, var ise bu gelirlere ait tüm bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılması, sonrasında eşlerin gelirlerinden hareketle yukarıdaki ilkeler doğrultusunda, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, katkı payı oranlarının ve alacak miktarlarının hesaplanması, iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller de değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, 2518 parselin diğer taşınmazlardan önce edinildiği gözden kaçırılarak, muris eş Kemalettin Üstün’e 01.02.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığının belirtildiği 16.12.2013 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın yazı cevabı da dikkate alınmaksızın, Dairenin ilke ve uygulamalarına aykırı olarak eksik inceleme ve araştırmayla, evlilik tarihi ile 1993 yılları arasında elde edilen taraf gelirlerinden hareketle yazılı şekilde hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı … ile davalı-karşı davacı … vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.