YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12770
KARAR NO : 2018/16295
KARAR TARİHİ : 26.09.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davada itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüne, birleşen davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına, her iki davada …… talebinin reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklılar tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve …… istemli olarak ayrı ayrı başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacılar İcra Mahkemesinden ayrı ayrı itirazın kaldırılması ve …… isteminde bulunmuş Mahkemece davaların birleştirilmesi ile asıl davada itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulü ile itirazın 16.000,00 TL asıl alacak üzerinden kaldırılmasına, birleşen davada Yargıtayın bozma kararı ile kesinleşen itirazın kaldırılması davasında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, her iki davada …… talebinin reddine verilmiştir. Karar davacı alacaklılar ve davalı borçlu vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Her iki davaya ilişkin davacılar HAS-BAY vekili ile … ve … vekilinin ……ye ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak …… davasının kural olarak kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de sağlanabilir. Elbirliği mülkiyetinde, ortakların davaya katılmaları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince; davalı kiracı ile akdedilen 15/10/2014 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesinde ……Tic. Ltd.Şti., … ve … birlikte kiraya veren sıfatına sahiptirler. Kira sözleşmesi ile aylık kira bedeli net 40.000,00 TL olarak belirlenmiş ve her ayın 15 i ile 25 i arasında kiraya verenlerin banka hesaplarına hisseleri oranında yatırılacağı kararlaştırılmıştır. Kira sözleşmesinin özel şartlar kısmının 2. maddesi ile kira bedelinin %60 ının şirket, %20 sinin … ve diğer %20 sinin de …’ın banka hesabına ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm geçerli olup tarafları bağlar. Asıl dava davacıları … ve … 13/04/2015 tarihinde başlattığı …… talepli icra takibi ile 2015 yılı …… aylarına ait toplam 32.000,00 TL kira alacağı, birleşen dava davacısı Has- Bay İnş. San. Tic. Ltd.Şti. ise 14/04/2015 tarihinde başlattığı …… talepli icra takibi ile 2015 yılı ……, …… aylarına ait toplam 72.000,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiştir. Her iki takip dosyasında davalı borçlu borca etmiştir. Kiraya verenlerin birden fazla olması halinde temerrüt nedeniyle …… kararı verilebilmesi için icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması zorunludur. Temerrüt ihtarnamesi yerine geçen, icra takibi tüm kiraya verenler tarafından ayrı ayrı da olsa başlatılarak ödeme emri tebliğ edilmiştir. Bu durumda ihtarnamede herhangi bir eksikliğin bulunmadığı dikkate alınarak …… davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile …… talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
3- Davalı … A.Ş. vekilinin asıl dava yönünden icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İcra İflas Kanunu’nun 68/son maddesi hükmü gereğince itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde alacaklı diğer tarafın istemi üzerine tazminata mahkum edilir. Asıl davada Mahkemece itirazın kısmen kaldırılmasına karar verildiğine göre reddedilen kısım üzerinden davalı yararına tazminata karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda ( 2 ) no.lu bentte açıklanan nedenle,asıl dava davacıları vekilinin ……ye ilişkin, ( 3 ) no.lu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.