YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13204
KARAR NO : 2018/17792
KARAR TARİHİ : 23.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım-Hakimin Müdahaleleri TMK/693-…
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı kişiler ile taraflarında paydaşı olduğu 56 parsel sayılı taşınmazda özel parselasyon yapıldığını, buna dayalı olarak fiili kullanma biçiminin oluşmasına rağmen davalının, kendisine kalan alana müdahalede bulunduğunu ileri sürerek haksız müdahalesinin önlenmesine, TMK’nin 693/…. maddesi uyarınca Hakim tarafından taşınmazın kullanımının yer itibariyle belirlenmesine, kendi bölümüne davalı tarafından yapılan eklentinin yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazda ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satış kararı verildiğini, bu suretle eldeki davanın da konusuz kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının payından fazla yer kullandığı gerekçesiyle elatmasının önlenmesine, taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan yıkım isteğinin reddine, ortaklığın giderilmesi davası ile taşınmazın satılmasına karar verildiği ve ilamın henüz kesinleşmediği gözetilerek taşınmazın pay oranında bölünerek zemindeki fiili durumun tespitine yönelik talebin reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 56 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu’nun …/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları kapsamında 13244 ada … parsel sayılı taşınmaz olduğu, anılan taşınmazda dava dışı paydaşlar ve davacının 187/2400 pay ile davalının da 127/2400 pay oranında paydaş oldukları, taşınmazda tüm paydaşları kapsayan belirsiz tarihli parselasyon krokisi düzenlendiği, … ….Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1051 Esas, 2014/795 Karar sayılı kararı ile taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği ve kararın kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş … içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.), Tapu Kanunu’nun …. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin …. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazda paydaşlar arasında parselasyon krokisi hazırlandığı, davacının keşif aşamasında pay devirlerinden sonra paylaşım krokisinin değiştiğini, yeni paydaşların pay durumuna göre krokideki farklı bölümleri kullanmaya başladığını beyan ettiği, davacı tanığı Dündar’ın ise davacının payının artması üzerine yeniden bir anlaşma ve parselasyon yapmak suretiyle bir kısım paydaşların krokideki yerlerinin değiştiğini beyan ettiği, fen bilirkişisinin 04.05.2014 günlü raporunda ise ilk taksimden sonra tarafların fiili kullanımı yansıtan taksim sözleşmesi yaptıklarını ancak paydaşlarının tümünün imzasının bulunmadığını ve yer yer fiili kullanıma tapu alanlarının uymadığı tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; bilirkişi raporu ve tanık beyanında adı geçen ikinci defa taksim sözleşmesi yapılıp yapılmadığı, ilk parselasyon krokisi uyarınca paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı tam olarak tespit edilmiş değildir.
Hal öyle olunca; paydaşlar arasında ikinci defa taksim sözleşmesi veya bir parselasyon planı düzenlenip düzenlenmediğinin taraflardan sorularak tespit edilmesi, yine paydaşlar arasında yapılan ilk parselasyon planı sonucu fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması, parselasyon planına göre fiili kullanım biçiminin oluştuğunun belirlenmesi ve davalıya ait yapıların davacıya ait bölümde kaldığının tespit edilmesi halinde yıkım isteğinin de kabulüne karar verilmesi, aksi takdirde sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici ….maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı … gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, ……..2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.