Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13247 E. 2020/2349 K. 10.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13247
KARAR NO : 2020/2349
KARAR TARİHİ : 10.03.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2020 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı şirket yetkilisi Osman Demir bizzat ve vekili Avukat … geldi, karşı taraftan davacılar vekili Avukat … … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacılar vekili; davalı şirketin, vekil edeninin maliki ve kiralayanı olduğu …Caddesi No:2 de bulunan taşınmazın hastane bölümünde 1.6.2013 başlangıç tarihli sözleşmeye istinaden kiracı sıfatı ile bulunduğunu, tapu kaydı itibariyle; 1 numaralı bağımsız bölümün hastane, 2, 3, 4, 5 numaralı bağımsız bölümlerin ise zemin katta dükkan olarak yer aldığını, hastane olan bağımsız bölüm içinde, 1.bodrum kat, 2.bodrum kat, zemin kattta 1 numaralı bağımsız bölüm, asma kat, 1,2,3,4,5,6,7 katlar bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan 1.6.2013 tarihli sözleşme kapsamına göre zemin katta bulunan dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümün sözleşme kapsamı dışında kalmasına rağmen davalı tarafından işgal edildiğini açıklayarak davalının sözkonusu alana elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kira sözleşmesinden kaynaklanan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu, ortada kira sözleşmesine dayalı bir kullanım bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkemece, dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümün kira sözleşmesine dahil olmadığı gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki;
Davalı şirket tarafından işletilen hastanenin daha önce davacılara ait olduğu ve davacılar tarafından 2008 yılına kadar işletildikten sonra devredildiği, ilk olarak 2008 yılında tanzim edilen kira sözleşmesinin feshi nedeniyle daha sonra davaya konu 1.6.2013 tarihli kira sözleşmesinin imzalandığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taşınmazın davacıların kullanımında olduğu bildirilen dönemlere ilişkin olarak, İl Sağlık Müdürlüğü’nün 16.05.2007 tarihli ve 4561 sayılı yazısına istinaden hazırlanan 25.7.2007 tarihli raporda, hastanenin, binanın tamamı üzerine yerleştiğinin, acil ünitesinin, acil muayene, acil müdehale ve acil müşahede odaları olarak ayrı ayrı düzenlendiğinin bildirildiği, yine 6.6.2006 tarihinde İl Sağlık ve İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü elemanları tarafından mahalen yapılan incelemede, zemin katta hastane girişinde ayrı olarak acil ünitesinin düzenlendiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bundan ayrı, dosya arasında bulunan ve bilirkişiler tarafından incelemesi yapılan, İstanbul İli Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü Özel Sağlık ve Eğitim Kurumları Teknik Büro tarafından tasdik edilmiş 8.1.2002 tarihli, Fatih Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürüğünce tasdik edilmiş 31.1.2007 tarihli, Fatih Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce tasdik edilmiş 26.2.2010 tarihli her üç projede de dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümün hastanenin iç bünyesine alındığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında tanzim edilen 1.6.2013 tarihli kira sözleşmesinde ise, “binanın” kiralandığı belirtilerek “binanın mevcut hali ile kiracıya teslim edildiği” bilgisine yer verildiğine göre, az yukarıda da açıklandığı üzere, sözleşme tarihinden önce mevcut olduğu ve davacılar tarafından da hastanenin acil bölümü olarak kullanıldığı anlaşılan 5 numaralı bağımsız bölümün kira sözleşmesinin kapsamı dışında bulunduğundan bahsedilmesi gerek dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile gerekse de hayatın olağan akışı ile uyumlu olmadığından, davacı tarafın davasının reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.3.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.