YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13325
KARAR NO : 2021/4160
KARAR TARİHİ : 20.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-
KARŞI DAVALI : 1-…, 2-…, 3-…, 4-…,
DAVALI-
KARŞI DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal, Ecrimisil, Temliken Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalılar vekili, müvekkillerinin 12 parsel, davalının ise komşu 8 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının taşınmazı üzerinde yaptığı ruhsatsız binanın, müvekkillerinin taşınmazına tecavüzlü bulunduğunu öne sürerek, elatmanın önlenmesine, tecavüzlü kısmın kal’ine, yıkım masraflarının davalıya yükletilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 23.08.2007-22.08.2012 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere toplam 79.509,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, karşı davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili, dava konusu binanın müvekkili tarafından 1990 yılında inşa edilirken davacıların arazisinin Hazine adına kayıtlı olduğunu, binanın imar izin ve projelerinin Belediye tarafından onaylandığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu açıklayarak, asıl davanın hem zamanaşımı, hem esas yönünden reddine, Mahkemece yıkım kararı verilecekse taşan miktarın müvekkili adına tescilini, bu talep uygun görülmediği takdirde,iyiniyetli müvekkili lehine malzeme miktarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava bakımından elatmanın önlenmesine, yıkıma ve kısmen ecrimisile karar verilmiş, karşı dava ise usulden reddedilmiş, kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarihli ve 2016/2271 Esas, 2016/9091 Karar sayılı ilamı ile davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil isteği üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi ve yıkım yönlerinden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönlerden harç ikmali yapılmadığı, hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, asıl dava bakımından; elatmanın önlenmesine, yıkıma, bina yıkım bedelinin davalıdan tahsiline, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulü ile 32.091,00 TL’nin davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; karşı dava temliken tescil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin asıl dava konusu olan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının tümünün, asıl dava konusu olan ecrimisile yönelen aşağıdaki husus dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut uyuşumazlıkta ise, ecrimisil miktarının tayin ve tespiti için, Mahkemece dayanak yapılan bilirkişi raporu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, hüküm kurulmasına yeterli değildir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK’nin 278-279.maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal değerlendirmesi yapılmadan, soyut olarak taşınmazın bulunduğu yöre, nitelikleri, rantabl kullanabilirlik alanın mevcudiyeti vb. hususlar gözönüne alınarak ecrimisilin başlangıç tarihi olan 23.08.2007 tarihi itibariyle 440,00 TL/ay ecrimisile mütehamil olabileceği belirlenerek, belirlenen bu ilk döneme, sonraki dönemler için ÜFE artış oranları dikkate alınmak suretiyle ecrimisil tespit edilmiştir.
O halde, Mahkemece mahallinde üç kişilik uzman bilirkişi kurulu yeniden keşif yapılarak, somut emsaller de incelenerek (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) ecrimisil hesabı yapan bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Asıl davada, davalı/karşı davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yukarıda (2.) bentte gösterilen bozma neden ve şekline göre bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
4. Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekalet ücretinin de harcı tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanacağı kuşkusuzdur.
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise, vekalet ücretinin nispi harca tabi davalarda, davaya konu değer üzerinden takdir edilmesi gereklidir. Bu değer yukarıda ifade edildiği üzere harçlandırılmış değerdir.
Somut olayda, karşı davanın 5.000,00 TL (terditli olarak talep edilen alacak değeri) üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre, harçlandırılan dava değeri 5.000,00 TL olup, Mahkemece bu değer üzerinden davacı-karşı davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, elatılan taşınmaz değeri üzerinden fazla vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte ve (4-b) bendinde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin asıl dava ve karşı davaya yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda (1.) bentte gösterilen nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (4-a) bendinde gösterilen nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin asıl davada hükmolunan vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.