YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13786
KARAR NO : 2018/18653
KARAR TARİHİ : 14.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; 05.06.2014 tarihli haciz esnasında borçluya ait malların haczedildiğini, borçlunun haciz adresinden 08.01.2014 tarihinde taşındığını, 3. kişi şirketin ise haciz adresinde 11.12.2013 tarihinde kurulduğunu, bu bilgilere göre 11.12.2013- 08.01.2014 tarihleri arasında aynı adreste birlikte faaliyet gösterdiklerini, 3. kişi şirket kurucusunun borçlu eski çalışanının ağabeyi olduğunu, yine bir kısım borçlu işçilerinin 3. kişi şirkette çalışmaya devam ettiğini, haciz sırasında işyeri dışında bahçe kısmında borçluya ait kartvizitlerin bulunduğunu öne sürerek, davanın kabulü ile haksız istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili; haciz adresi işyerinin müvekkilince 10.12.2013 tarihli sözleşme ile kiralandığını, önceki tarihli hacizlerde yapılan evrak araştırmasında borçluya ait belge bulunamadığını, dava konusu haciz esnasında bulunan kartvizitin yeri ve üçüncü haciz sırasında bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kapanan işyeri çalışanlarının yeni açılan ve aynı işi gören işyerinde çalışmasını engelleyecek bir yasal düzenleme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, müvekkilinin önceki adresinin haciz adresi olduğunu, ancak 3. kişi şirket ile birlikte faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığını, haciz esnasında bulunduğu iddia edilen kartvizitin müvekkilinin kullandığı kartvizitlerden olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu haciz esnasında borçlunun şahsi işletmesine ait belgelerin bulunduğu, daha öncesinde borçlunun yanında çalışan iki işçinin 3. kişi şirkette çalışmaya devam ettiği, 3. kişi şirketin tek ortağının borçlunun eski çalışanının kardeşi olduğu, davacı tanığının da dosya borçlusundan alacağı olması nedeniyle haciz adresine tahsilat yapmaya gittiğinde mağazanın isminin değiştiğini, … Züccaciye yazdığını ve başında da borçlunun bulunduğunu açık bir şekilde beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3. kişi vekili ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu haczin, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı, 3. kişi şirketin 11.12.2013 tarihinde haciz adresinde kurulduğu, borçlunun ise 08.01.2014 tarihinde haciz adresinden ayrıldığı, davacı alacaklı tarafça borçlu ile 3. kişi şirketin bir süre aynı adreste birlikte faaliyet gösterdikleri iddia olunmuş ise de, haciz adresine ilişkin 24.12.2013 tarihli vergi yoklama fişi ile; 16.12.2013 tarihinde işyerinin tadilat ve yapı safhasında olduğunun, 24.12.2013 tarihi itibarıyla da satış amaçlı emtianın raflarda hazır olduğunun tespit edildiği, dava konusu 05.06.2014 tarihli hacizden önce 24.02.2014 ve 05.03.2014 tarihlerinde aynı adreste yapılan haciz işlemleri esnasında borçluya ait evraka rastlanmadığı, dava konusu haciz esnasında ise işyeri dışında kolilerin içerisinde borçluya ait kartvizitlerin bulunduğu, haciz esnasında hazır bulunan 3. kişi ve vekilince bulunan kartvizitlere ilişkin işyeri kamera kayıtlarının incelenmesi talebi üzerine alacaklı vekilinin bu kartvizitlerin 3. bir kişi tarafından atılmış olma ihtimalinin bulunduğunu beyan ettiği, yine yargılama aşamasında beyanına başvurulan icra memurunun, kendisinden önce haciz mahalline giden alacaklı vekilince çalışanlar tarafından işyerinden market arabasıyla çıkarılan evrak ve kutuların yan tarafa konulduğu söylenerek orayı aramasının talep edildiğini ve kartvizitleri orada görerek zapta geçtiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Buna göre, mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Borçlu ile 3. kişi şirketin bir kısım çalışanlarının aynı kişiler olması ve 3. kişi şirketin tek ortağının borçlunun eski çalışanının kardeşi olması tek başına karineyi tersine çevirmeye yeterli değildir.
Davacı alacaklı tarafından delil olarak gösterilen takip dosyası, ticaret sicil ve SGK kayıtları mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine, HMK’nin 318. maddesi gereğince; tarafların dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda oldukları nazara alınmaksızın, davacı alacaklı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmamasına rağmen, davacı tanıklarının beyanları da hükme esas alınarak oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3.kişi vekili ve borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 14.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.