YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14261
KARAR NO : 2018/18229
KARAR TARİHİ : 06.11.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K AR A R
Davacı … Kızıldaş vekili, evlilik birliği içinde eşler adına edinilen taşınmazlar arasındaki değer farkı ile davalının çocukları için yapılan masraflar ve davalının oğlunun borçları için yapılan ödemeler nedeniyle 50.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 50.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı vekilinin taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, mahkemece davalı ve davacı eş adına olan taşınmazların değer farkının yarısı oranında alacağın kabulüne karar verildiği, tasfiyesi istenen 46539 ada 1 parsel 49 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği devam ederken 21.10.2005 tarihinde davalı adına, 46539 ada 1 parsel 27 nolu bağımsız bölümün ise 31.10.2005 tarihinde davacı adına edinildiği anlaşılmaktadır. O halde, birbirine yakın tarihlerde iki ayrı taşınmazın alınarak taraflar adına tescil edildiği, evlilik birliği devam ederken serbest iradeleriyle gerçekleştirdikleri bu paylaşımla, her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiği kabul edilmelidir. Davacı tarafça, tescil edildikten sonra katkıda bulunulduğu da iddia edilip kanıtlanmadığına göre, taşınmazların değer farkına yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
2. Davalı vekilinin çocuğun borçları için yapılan ödemelere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, mahkemece davalının oğlu İamail’in borçlarının evlilik birliği içinde yapıldığı, davacının davalının oğluna bağış verdiği ispatlanamadığı gibi ortak gelirden davacının payı olacağı gerekçesi ile alacağın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırma veya bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devir (TMK mad. 229) olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre, davacının tek başına davalının oğlunun borçları için yapıldığı iddia edilen ödemelerde alacak hakkı olduğunu göstermez. Yapılan ödemelerin eşlerin beraberliğinden doğan dayanışmayla yapıldığının kabulü gerekir. O halde, mahkemece bu yönden de davanın reddine karar veirlmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.