Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14279 E. 2018/19305 K. 27.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14279
KARAR NO : 2018/19305
KARAR TARİHİ : 27.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 01.07.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akitlerine dayanarak 24.02.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 19.02.2015 faiz başlangıç tarihli 1.820,00 TL kira alacağı ve 1.224,87 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 3.044,87 TL’nin tahsilini talep istemiş, ödeme emri davalı borçluya 04.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, ödeme emrinin davalı …’e usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde itiraz etmediği ancak dosya içerisinde bulunan tahsilat makbuzları ve belediye yazı cevabı ile borçlunun dosya borcunu 30 günlük ödeme süresi içerisinde alacaklı kuruma ödediğinin anlaşıldığı, bu nedenle tahliyenin şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 06.02.2017 tarih ve … E. 2017/1158 K. sayılı ilamı ile; “Takip talepnamesinde 19.02.2015 başlangıç tarihli kira alacağı olduğu belirtilerek 1.820,00 TL’nin tahsili istenmişse de, bu miktarın hangi aylara ilişkin olduğu ne takipte ne de yargılama sırasında açıklanmamıştır. Nitekim ne takip talebinden ne de dosya kapsamından hangi aylara ait ne miktar kira bedelinin talep edildiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece, takip konusu alacağın ait olduğu aylar ile miktarları davacı vekiline açıklattırılarak, takibe konu aylar kira bedellerinin belediyeden gelen ödeme belgelerine göre ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük yasal süre içerisinde eksiksiz ödenip ödenmediğinin, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davacı …’na müzekkere yazılarak icra dosyası ile talep edilen 1.820,00 TL kira bedelinin hangi aylara ilişkin olduğunu ayrı ayrı bildirilmesi istenilmiş olup, davacı … başkanlığından gelen yazı cevabı ile birlikte dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişinin 28/03/2018 tarihli raporunda; davacı tarafça yapılan ödemelerin icra takibine konu alacağı kapsamadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, davalı tarafın delil olarak sunmuş olduğu kira ödemelerine ilişkin tüm makbuzlar ile davacı … başkanlığından da davalının yapmış olduğu ödemelere ilişkin tüm makbuzlar istenilmiş mahkemece bilirkişi raporu da dayanak alınmak suretiyle resen değerlendirme yapıldığı, her ne kadar icra emri ve takip talebinde davacı tarafça yalnızca 10 nolu taşınmazdan bahsedilmekte ise de davacının dava dilekçesinde 2 ayrı kira sözleşmesi ve 8 ve 10 nolu taşınmazlar demek suretiyle iki ayrı taşınmazdan bahsederek her iki taşınmaz yönünden de tahliye talebinde bulunduğu, bu şekilde bu eksikliğin giderilmiş olduğu kanaatine varıldığı, her iki taşınmaz yönünden de tahliyeye yönelik karar verildiği, davalı ödemelerinin tamamının dava tarihinden sonra yapıldığı ve ödeme emrinin davalıya tebliğinden itibaren 30 günlük yasal süre içerisinde talep edilen kira bedelinin tamamının ödenmediği, bu süreden önce yapılan ödemelerin ise icra takibine konu edilen aylara ilişkin olmadığı, bu hususun ödeme dekontlarında yer alan açıklamalardan anlaşıldığı da dikkate alındığında davalının temerrüde düştüğü kanaati ile davacının davasının kabulüne ve davalının kiralanan 8 ve 10 nolu taşınmazlardan temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı vekilinin “8” nolu taşınmazın tahliyesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davaya dayanak takip talebi ile davacı alacaklı açıkça “…” adresindeki taşınmazdan kaynaklanan kira alacağının tahsili ile mecurdan tahliyesinin istenildiğini bildirmiştir. Davacı alacaklının takip talebi ile “8” nolu taşınmaza ilişkin bir talebi yoktur. Bu durumda mahkemece, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği “…” adresindeki taşınmazın tahliyesine ilişkin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davaya dayanak icra takibinde davacı tarafça bu yönde bir talep olmamasına rağmen yazılı şekilde “8” nolu taşınmazdan da tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin “8” nolu taşınmazın tahliyesine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İİK’nin 366. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin “10” nolu taşınmazın tahliyesine yönelik temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.