YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14338
KARAR NO : 2020/4336
KARAR TARİHİ : 01.07.2020
DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2017/197 Esas, 2017/690 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirkete ait adreste haciz uygulandığını, borçlunun haciz mahallindeki adresten mahkeme ilamı ile tahliye edildiğini, … … olarak anılan restoranın 1998 senesinde mal sahibi … tarafından kurulduğunu ve kira mukavelesinde mülkiyet ve isim hakkının kiralayana ait olduğu belirtilerek isim hakkının mal sahibince saklı tutulduğunu, borçlu şirketin ticaret sicilinde “… … Turizm Gıda Ltd. Şti.” olarak isminin geçmesinin … … unvanlı restoran üzerinde ne mülkiyet ne de fiilen tasarruf hakkı olduğunu göstermeyeceğini, hacze konu malların anılan adreste müvekkilinin işe başlamasından itibaren müvekkili şirketçe satın alınan mallar olduğunu, kaldı ki fatura olmasa bile mecurun içerisindeki malların mecurun sahibine ait olduğunu, bu doğrultuda mahcuz malların bir kısmının ikinci el olarak hurdadan temin edildiğini, bir kısmının ise işletme içerisinde bulunan mal sahibine ait mallar olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulüne ve davalı alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ait tebligat adresinde tabela olarak halen “… …” adının yer aldığını, buna ek olarak adreste yapılan araştırma sonucu “… …” adına düzenlenmiş 2 adet tahsilat makbuzu bulunduğunu ve bunların tarihlerinin 12.12.2016 olduğunu ve yine adreste “… … Et ve Balık Restoranı” adına zarf bulunduğunu, borçlu şirket ile istihkak iddiasında bulunan şirketin aynı faaliyet grubunda çalıştığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, haciz mahallinde davalı borçlu adına düzenlenmiş 12.12.2016 tarihli tahsilat makbuzları, davalı borçlu şirkete ait zarf ele geçirildiği, haciz tarihinde işyerinde halen “… …” tabelasının asılı olduğu, davalı borçlu şirketin sicilde kayıtlı adresinin halen haciz adresi olduğu, davacı üçüncü kişinin sicilde kayıtlı adresinin de aynı adres olduğu, borçlu şirket ile davacının faaliyet konularının aynı olduğu, davacının istihkak iddiasının samimi bulunmadığı, mülkiyet karinesinin aksi davacı üçüncü kişi tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste haciz işleminin yapıldığı, davacı üçüncü kişi şirketin iş yeri unvanı “… …” olup, borçlu şirketin ticari unvanının da “… … Tur. Gıda. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.” olarak resmi kayıtlarda geçtiği, davacı üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra kurulduğu, her iki şirketin ticaret sicil adreslerinin aynı olduğu, davalı borçlu şirketin hacze konu adresten tahliyesine yönelik dava tarihinin borcun doğumundan ve takipten sonraya ilişkin olduğu, davalı borçlu şirketin borcun doğumundan sonra haczin yapıldığı adresten tahliye edilerek noter marifeti ile anahtar tesliminin yapıldığı, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketin faaliyet konularının aynı olduğu, faturanın her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması nedeni ile tek başına istihkak iddiasını ispat etmeye yeterli olmadığı, mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı lehine olup, aksinin davacı üçüncü kişi şirket tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı üçüncü kişi haciz uygulanan “… …” unvanlı restoranın 1998 yılında mal sahibi …tarafından kurulduğunu, haciz uygulanan taşınmazın mal sahibi …tarafından müvekkili şirkete kiraya verildiğini, ancak kira sözleşmesinde isim hakkının kiralayana ait olduğu belirtilerek isim hakkının mal sahibince saklı tutulduğunu ileri sürmüş ve istinaf dilekçesine buna dair bazı belgeler eklemiştir. Ankara 37. Noterliğinin 08.09.1998 tarih ve 21508 yevmiye sayılı Aşçı Taahhütnamesine göre, …’un sahibi bulunduğu “… … İçkili Müzikli Lokanta” unvanlı işyerinde aşçı bağı olarak çalışılması taahhüt edilmiştir. Yine Yenimahalle Belediyesi tarafından 12.09.2000 tarihli yazı ile haciz adresinde “… …” isimli işyerine ilişkin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatına dair tespitler bildirilmiştir. Maltepe Vergi Dairesinin 27.03.2002 tarihli tutanağı ile de, mükellef …’un başka bir adresteki faaliyetini 31.02.2002 tarihi itibariyle haciz adresine taşıdığı bildirilmiştir. Tüm bu belgelerden, haciz uygulanan restoranın 1998 yılında mal sahibi … tarafından kurulduğu ve bu tarihten itibaren “… …” unvanı ile kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda haciz mahallinde bulunan “… …” ibareli zarf ve 12.12.2016 tarihli iki adet tahsilat makbuzunun mülkiyet karinesinin borçlu lehine işletilmesi için esas alınması doğru değildir. Nitekim haciz mahallinde bulunan tahsilat makbuzu ve zarfta borçlu şirketin unvanı değil, işyerinin 1998 yılından bu yana kullandığı “… …” unvanı bulunmaktadır.
Her ne kadar haciz uygulanan adres ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ise de, dosya kapsamından, ödeme emrinin haciz uygulanan adreste borçluya 16.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, kiraya veren mal sahibi …’un kiracı … … Tur. Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ye karşı 11.09.2014 tarihinde açtığı tahliye davasında … 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 29.12.2014 tarihli kararı ile kiralananın tahliyesine karar verildiği, Noterden düzenlenen 10.02.2015 tarihli anahtar teslim tutanağı ile kiracı borçlu … … Tur. Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından kiralananın anahtarlarının kiraya veren mal sahibi …’a teslim edildiği, bu şekilde haciz uygulanan mahalin borçlu şirket tarafından resmi olarak tahliye edildiği, söz konusu adreste tahliye kararı ve anahtar tesliminden sonra olacak şekilde 23.02.2017 tarihinde haciz işlemi uygulandığı anlaşılmakla, haciz uygulanan adresin ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ile aynı adres olması artık karinenin borçlu lehine değerlendirilmesi için delil olarak kabul edilemeyecektir. Bunun yanında, haciz yapılan mahale ilişkin vergi levhası da davacı üçüncü kişi adınadır. Yine davacı üçüncü kişi haciz yapılan mahalin kendileri tarafından kullanıldığına dair dosyaya TAPDK belgesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, ATO faaliyet belgesi, ödeme kaydedici cihazlara ait levha ile mal sahibi kiraya veren … ile akdedilmiş 01.04.2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesini sunmuştur. Tüm bunlara göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü ile bu yasal karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. üçüncü kişi tarafından dava açılmış olması ispat yükünü ters çevirmez. Ne var ki, davalı alacaklı tarafça dayanılan deliller ile, üçüncü.kişi lehine olan karinenin aksi ispat edilememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, üçüncü kişinin davasının kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebeplerden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde peşin harcın iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.