YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14466
KARAR NO : 2020/3032
KARAR TARİHİ : 04.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Karamürsel (İcra Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karamürsel (İcra Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2017 tarihli ve 2016/35 Esas, 2017/57 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı alacaklı vekilinin talebinin kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; haciz adresinde bulunan iş yerinden ayrılırken bır kısım menkulleri dava dışı … A.Ş ye kiraladığını, bu sebeple mülkiyeti kendisine ait olan menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına ve satışının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; haciz adresinin borçlu şirketin faaliyet adresi olması nedeniyle ispat yükünün davacı üçüncü kişide olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerin tamamının iki şahıs arasında her zaman düzenlenebilecek, karineyi çürütmeye yeterli olmayan belgeler olduğunu, bu nedenle haksız olarak açılmış olan davanın ve satışı durdurma talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 2011/133 Esas 2012/129 Karar sayılı dosyada verilen borçlu ve dava dışı …… Şirketleri arasında organik bağ bulunduğuna dair kararın Yargıtay onama ilamı ile kesinleştiğini, üçüncü kişi tarafından sunulan deliller hacizden sonraki tarihli olup, her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi nin 05.06.2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/1440 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay tarafından onanmasına karar verilen Karamürsel İcra Mahkemesinin 2011/133 Esas, 2012/129 Karar sayılı kararı uyarınca borçlu Şirket ile …… Makine Ltd.Şti arasında organik bağ bulunduğu, istihkak iddiasının muvazaalı olduğunun sabit olduğu, üçüncü kişinin mülkiyeti ispat için dava dışı …… Makine Ltd. Şti ile düzenlediği adi yazılı kira sözleşmesi ve diğer delillerin her zaman düzenlenebileceği belirtilerek; davacının istinaf talebinin HMK’nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş,davalı alacaklının istinaf talebi ise kabul edilerek mahkeme kararının 4 nolu bendinin HMK 353/1/b/3 md. gereğine ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İstinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. 6100 sayılı HMK’nin 353 vd. maddeleri uyarınca bölge adliye mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken, diğer yandan aynı zamanda vakıa incelemesi yapan mahkemelerdir. Bölge adliye mahkemeleri, ilk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesini yerinde bulmadığı takdirde ilk derece mahkemesi kararını bütünüyle kaldırması ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeni bir hüküm kurması gerekir. HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ve 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, ilk derece mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, sadece kabul edilen istinaf sebepleriyle ilgili hüküm fıkrasının kaldırıldığı ve bu bölümler yönünden yeniden karar verilmekle yetinildiği anlaşıldığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.