YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14481
KARAR NO : 2018/19522
KARAR TARİHİ : 29.11.2018
MAHKEMESİ :…… Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Asıl davada davacı 3.kişi … vekili; 18.02.2014 ve 19.02.2014 tarihlerinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin haciz yapılan ………ları ile birlikte 20/12/2013 tarihinde satın aldığını iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı … vekili, borçluyla yapılan ……si ile borçluya kiralanan 2012 Model, …… Seri Nolu, ……sının mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile menkul üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı borçlu vekili, davaya konu ……nin …’den kiralandığını, mülkiyetinin kiralama şirketine ait olduğunu, söz konusu çiftliği içindeki menkulleri ile birlikte …’e sattığını, kiralama konusu ……nin bu satışa konu edilmediğini beyan etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada, davacı ile davalı borçlu arasında yapılan 12/12/2013 tarihli satış sözleşmesi ile mahcuzların devredildiği, iki şirket arasında organik bağ bulunduğuna dair delil bulunmadığı, hacze konu menkullerin bulunduğu taşınmazın 16/12/2013 tarihinde takip borçlularından … tarafından …’e satıldığı, alınan bilirkişi raporu ve tapu kaydına göre menkullerin davacıya ait olduğunun belirlendiği; birleşen davada ise davacı … ile borçlu arasında yapılan ……sinin …… 3. ……liği tarafından deftere 15/11/2012 tarihinde tescil edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Davalı alacaklı vekilinin 19.08.2015 tarihli temyiz dilekçesinin içeriği dikkate alındığında temyize konu edilen kararın sadece asıl davada verilen kabul kararı olduğu, birleşen davada verilen kabul kararının temyiz konusu yapılmadığı görülmektedir.
Dava konusu hacizler, her ne kadar ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmamış ise de; haciz esnasında borçluya ait araçlara ilişkin ruhsatların, borçluya ait sevk irsaliyelerinin,sigorta poliçelerinin, kantar fişlerinin, sevk irsaliyesi koçanlarının bulunduğu ve bu belgelerin haciz tarihi itibariyle güncel tarihli olduğu nazara alındığında, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişi tarafından dayanılan delillerden tapu senedi hariç diğer deliller adi nitelikte olup, özellikle dayanılan ve bilirkişi incelemesine konu olan 20.12.2013 tarihli fatura her zaman temini mümkün belgelerden olup, istihkak davalarında mülkiyet karinesinin aksinin ispatı konusunda güçlü delil teşkil etmez. Anılan faturanın tanzim tarihi de borcun kaynağı olan çekin keşide tarihinden 5 gün önceye tekabül etmektedir. Ayrıca Mahkemece … …… …… Başkanlığına yazılan müzekkerelere verilen cevaplar incelendiğinde, haciz yapılan yerde takip borçlularının faaliyet gösterdiklerine ilişkin bilgiler verildiği görülmektedir.
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan 3. kişi …’in davasının reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
2. Bozma sebep ve şekline göre, davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, asıl davaya ilişkin hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 29.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.