YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14486
KARAR NO : 2018/18594
KARAR TARİHİ : 13.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.04.2018 gün ve … Esas, 2018/11671 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı tarafından 04/03/2016 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi ile aylık 20.350,00 TL’den 2016 yılı Şubat ve Mart ayları kira alacağı 40.700,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı borçlulara ödeme emri 07.03.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kiracı ve kefilin takibe süresinde itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı borçlu kiracı aleyhine ödenmeyen kira borçları nedeniyle başlatılan takibe itiraz edilmediği gibi 30 günlük yasal süre içerisinde kira borcunun da ödenmediği ileri sürülerek, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davaya dayanak … İcra Müdürlüğünün… Esas sayılı dosyasında, davalı borçlular …,… Seyahat Turizm Tic. A.Ş. tarafından 15.03.2016 tarihinde takibe itirazda bulunulmuş ve takibin durdurulması istenilmiştir. İcra müdürlüğünce 11.04.2016 tarihli kararı ile, itiraz dilekçesinin süresinden sonra verildiği gerekçesiyle takibin devamına karar verilmiştir. Bunun üzerine kiracı … Turizm Tic. A.Ş. ile kefil … tarafından 19.04.2016 tarihinde… İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/484 esasında, … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasında tebligat kanuna uygun olmayan ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligatın iptali istemi ile dava açılmıştır. … İcra Hukuk Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli kararı ile, usulsüz ödeme emri tebligatının iptali istemine ilişkin … esas sayılı dosyanın, yine aynı mahkemenin kesinleşen takip nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkin iş bu … esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ve bu davalar birlikte görülerek karara bağlanmıştır.
Mahkemece, icra dosyasından yapılan tebligatların incelenmesinde şirkete yapılan tebligatlarda şirket yetkilisinin tebliğ anında şirkette bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, yine … yapılan tebligatta muhatabın tebliğ anında tebliğ mahallinde bulunup bulunmadığına yönelik bir araştırma yapılmadığının görüldüğü, bu nedenle yapılan tebligatların geçersiz olduğu, ancak mahkemede açılan tahliye davasında borçlu … Tur. Tic. A.Ş’ye dava dilekçesinin 02/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tebligatın usulsüzlüğüne yönelik dava açılmadığı, İİK’nun 16. maddesine göre tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin yedi günlük süreye tabi olduğu, somut olayda şirket yönünden tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin 19/04/2016 tarihinde yapılmış olup bu sürenin geçirildiği, bu nedenle davanın … Tic. A.Ş yönünden reddine, … yönünden tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin kabulüyle öğrenme tarihi olan 19/04/2016 tarihinin tebliğ tarihi sayılmasına, tahliye davası yönünden kiracı şirketin süresi içinde icra dairesine yaptığı bir itiraz olmadığından İİK’nin 269/a maddesi kapsamında tahliyenin koşullarının oluştuğunun kabulü ile davalı kiracı … Tic. A.Ş.nin kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, 16.06.2016 tarihli mahkeme kararının davalı borçlu şirket vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik temyizi üzerine Dairemizin 26/04/2018 tarih ve E. … – K. 2018/11671 sayılı ilamı ile; “Somut olayda; tahliye dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye üstünde yer alan PTT posta dağıtım merkezine ait damgada 02/04/2016 tarihi yer almış ise de elle yazılan tebliğ tarihinde 02/05/2016 tarihinin yer aldığı, buna göre dava dilekçesi ekli duruşma günü bildirir davetiyenin 02.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, zira temerrüt nedeniyle tahliye davasının 07.04.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup şirket tarafından 19/04/2016 tarihinde yapılan şikayet süresindedir. Davalı borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebliğinin şirket yetkilisinin tebliğ anında şirkette bulunup bulunmadığının tespit edilmediği gerekçesi ile usule uygun olmadığı mahkemece de değerlendirilmiş olup bu değerlendirmede isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece birleşen davanın davalı borçlu şirket yönünden de kabul edilerek ödeme emrinin 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulüne, asıl davada ise tahliye istemli davanın, İİK’nin 269/1 yollamasıyla TBK’nin 315. maddesi uyarınca verilen, yasal 30 günlük süre beklenilmeden 07.04.2016 tarihinde açıldığı gözönünde bulundurularak tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye talepli dava tarihinden önceye ait dava dilekçe tebliğ tarihi dikkate alınarak davacı şirket yönünden şikayetin reddine ve tahliye talebinin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmaktadır.
Asıl dava; kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi, birleşen dava; ödeme emrinin usulsüzlüğü şikayeti istemine ilişkindir.
1.Yerel mahkeme hükmünde, birleşen davada davacı … yönünden, tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin kabulü ile ödeme emrinin öğrenme tarihinin 19.04.2016 tarihi olarak sayılmasına karar verilmiş, bu hüküm davacı-birleşen dava davalısı tarafından temyiz edilmemiş olup, birleşen dava davacısı … yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu usulü kazanılmış hak nedeniyle davacı-birleşen dava davalısı vekilinin birleşen dava davacısı … hakkındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekilinin davalı şirket yönünden, ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğüne dair birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Alacaklı tarafından borçlular hakkında ödenmeyen kira alacağının tahsili istemi ile icra takibi başlatılmış, borçlular vekilince 15.03.2016 tarihinde itiraz dilekçesi verilmiş ise de, icra müdürlüğünce 11.04.2016 tarihli kararı ile, tebligatların borçlulara 07.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 15.03.2016 tarihinde süresinden sonra yapıldığı anlaşılmakla takibin devamına karar verilmiştir. Bunun üzerine borçlular vekili 19.04.2016 tarihinde icra mahkemesine başvurarak, müvekkillerine gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, icra müdürlüğüne yaptığı itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, takipten haberdar olma tarihlerinin öğrenme tarihi olan 15.03.2016 tarihi olduğunu, belirterek şikayetin kabulü ile usulsüz tebligatın iptalini talep etmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan borçlunun kendisine gönderilen tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurması şikayet niteliğinde olup, İİK’nin 16/1. maddesi gereğince, şikayetin, tebligatı öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede yapılması gereklidir (HGK’nin 05/06/1991 tarih ve 91/12-258 E., 91/344 sayılı kararı).
Somut olayda, borçlu tebligattan haberdar olduğunu bildirerek 15.03.2016 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe itiraz ettiği halde, İİK’nin 16/1. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süreden sonra 19.04.2016 tarihinde icra mahkemesine şikayette bulunmuştur.
O halde, mahkemece şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olduğu bu seferki incelemeden anlaşılmıştır.
3.Davacı vekilinin kiralananın tahliyesine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Davacı tarafından 01.10.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak haciz ve tahliye istekli olarak 04.03.2016 tarihinde başlatılan icra takibinde ödeme emri davalı kiracı İstanbul Seyahat Turizm Tic. A.Ş.ye 07.03.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu yasal yedi günlük itiraz süresi geçtikten sonra 15.03.2016 tarihinde icra takibine itirazda bulunmuştur. Yapılan itiraz süresinde olmadığından icra müdürlüğünce takibin devamına karar verilmiştir. Davalı borçlu şirket tarafından ödeme emrine ilişkin usulsüz tebligatın iptali istemi ile açılan davanın yukarıda açıklanan nedenlerle reddi üzerine takibin kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda borca itiraz eden davalı kiracı şirketin kira bedelinin ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nin 269/c maddesindeki belgelerle ispat etmesi gerekir. Davalı borçlu İİK’nin 269/c maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden biri ile takibe konu kira bedellerini ödediğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesinin de doğru olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bu nedenlerle onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 26/04/2018 gün ve E. 2017/4830 – K. 2018/11671 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkemenin 16.06.2016 tarih ve … E. – 2016/659 K. sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçelerle ONANMASINA, 35,90 TL onama harcının İstanbul Seyahat Turizm Tic. A.Ş’den alınmasına, davacıdan peşin alınan harcın da istek halinde iadesine 13.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.