YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14511
KARAR NO : 2020/3719
KARAR TARİHİ : 22.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde, taşınmazın öncesinde ½ hisseyle murisleri adına kayıtlı iken, yolsuz tescille önce … ve … adına tescil ediliği, satış suretiyle el değiştirdiği, son olarak … Kooperatifi tarafından kat maliklerine satıldığı, malikler hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının kabul edilerek kesinleştiğini, ancak davalıların işgalinin halen devam ettiğini belirterek, geriye dönük beş yıllık ecrimisil alacağı talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmaz üzerindeki binalarda davacıların hakkı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay bozma ilamında dava dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı tutulduğundan öncelikle görev yönünden davanın incelenmesi gerektiği belirtilmiş, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararından sonra, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağına ilişkindir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz öncesinde tarla vasfıyla kayıtlı iken, yolsuz tescil sonucu dava dışı Yeşildeniz Kooperatifi adına tescil edildikten sonra, üzerine dubleks evlerin yapılarak kat maliklerine dubleks ev vasfıyla satıldığı, davacılar tarafından kat malikleri aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilerek bir kısım payın davacılar adına tesciline karar verildiği, kararın 26.12.2005 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Dava konusu taşınmaz üzerindeki evlerin davacılar tarafından yapılmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece, tarla ürünleri gelir esasına göre ecrimisile hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 26.12.2005 tarihinden öncesi için tarla vasfı sonrası için ise dubleks ev vasfı gözetilerek ecrimisil hesabı yapılması doğru değildir.
Kabule göre, ecrimisil davalarında talep olması halinde, bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından (her yıl için 31 Aralık tarihinden) itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, somut olayda birden fazla davalı bulunması karşısında hükmedilen ecrimisil bedelinin davalılardan miras payları oranında alınmasına karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde yalnızca davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde karar verilmesi, davacılar vekili tarafından 10.12.2013 tarihinde dava ıslah edilerek talebin artırılmış olması ve reddedilmesi karşısında davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.