Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14518 E. 2021/2745 K. 24.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14518
KARAR NO : 2021/2745
KARAR TARİHİ : 24.03.2021

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli ve 2015/259 Esas, 2018/172 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince masraflar süresinde yatırılmadığından istinaf dilekçesinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili, 10913 ve 7602 parsellerin davacı … tarafından satın alındığını, taşınmaz üzerinde kaçak bina olduğunu ve binayı yapan müteahhit ile davalılar arasındaki sorun ileri sürülerek davalıların taşınmazı boşaltmadıklarından bahisle davalıların müdahalelerinin men’ini talep etmiştir. Dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmaz …’a satılmıştır … taşınmazları temlik alan olup davacı sıfatını almıştır.
Davalılar ayrı ayrı alınan beyanlarında; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının davasının kabulü ile davalıların dava konusu 10913 ve 7602 parsel sayılı taşınmazlara yönelik müdahalelerin men’i ile taşınmazdan tahliyelerine karar verilmiş olup Mahkeme hükmüne karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nin 344. maddesi gereğince masraflar süresinde yatırılmadığından istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bu kez Bölge Adliye Mahkemesinin kararı süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Kural olarak; süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir. (HMK m.90) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi, harç ve masrafların tamamlanması için verilen 1 haftalık süre gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Bilindiği üzere; temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde de muhtıra gönderilerek kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı tarafından 1 haftalık kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemelerce kesin sürelerin uygulanması esnasında yapılan hatalardan taraflar sorumlu tutulamaz. Şöyle ki;
Anayasa Mahkemesi’nin 20.01.2016 tarihli, 2013/7114 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere mahkeme kararında kanuni sürelerin hatalı gösterilerek hukuki belirsizliğe yol açılması, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, yine taraf olduğumuz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de, herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Sürelerin yanlış gösterilmesi veyahut mahkemece kanun hükmü gereği kesin olan sürenin mahkemece uzatılması halinde bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan engelleyecek ve hak arama hürriyetinin ihlal edilmesine sebep olacaktır. Bu gibi hallerde, usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması, mahkemenin kanun yolu ve süresini hatalı belirlemesi veyahut kesin olan bir sürenin mahkemece uzatılması/ kısaltılması halinde, kararda belirtilen süreye uyularak yapılan işlemlerin, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; Mahkemece 28.03.2018 tarihinde verilen gerekçeli karar 07.05.2018 tarihinde davalılar vekiline “… Mah. …” adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalılar vekilince bir kısım davalılar yönünden 16.05.2018, bir kısım davalılar yönünden ise karardan sonra vekaletname sunulduğundan 21.05.2018 tarihinde süresinde istinaf yoluna başvurulmuşsa da harç ve masraflar yatırılmadığından mahkemece 16.05.2018 ve 21.05.2018 tarihlerinde harç ve masrafların yatırılması için iki ayrı muhtıra çıkarılmıştır. 16.05.2018 tarihinde çıkarılan muhtıra 22.05.2018 tarihinde “… Mah. …” adresinde, 21.05.2018 tarihinde çıkarılan muhtıra ise 30.05.2018 tarihinde “… Bulvarı …” adresinde tebliğ edilmiştir.Davalılar vekilince 29.05.2018 tarihinde verilen dilekçede; “Biraz evvel yaptığım telefon görüşmesinde muhtıranın 22.05.2018 tarihinde eski ofis adresine yapıldığını öğrendim. Harç ve masrafların yatırılması için 1 haftalık ek süre verilmesini talep ederim.” denilerek aynı tarihte 150 TL lik gider avansı yatırılmıştır. Mahkemece 29.05.2018 tarihinde verilen ara karar ile davalılar vekiline tebliğ edilen 16.05.2018 tarihli muhtırada belirtilen 1 haftalık kesin sürenin 29.05.2018 tarihi itibariyle 1 hafta uzatılmasına karar verilmiştir. Davalılar vekili 05.06.2018 tarihinde süresi içerisinde başvuru harcını ve hataen nispi harç olarak yatırılması gerekli olan 28.580,00 TL yi ise istinaf avansı olarak yatırmıştır. Davalılar vekili; 06.06.2018 tarihinde verdiği dilekçe ile sehven yaptığı işlemden bahsederek aynı tarihte düzeltme de yaparak nispi harcı yatırmıştır. Az yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece kesin olan süreler hiçbir suretle uzatılamamakta olup mahkemece hataya düşülerek 29.05.2018 tarihinde davalılar vekiline harç ve masrafların tamamlanması için 1 haftalık ek süre verilmiştir. Davalılar vekilince bu ek süre içerisinde harç ve masraflar yatırıldığına göre mahkemenin kesin süreye ilişkin yapmış olduğu hatadan, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında davalıların sorumlu olması kabul edilemez. O halde Bölge Adliye Mahkemesince harç ve masrafların süresinde yatırıldığının kabulüyle davalılar vekilinin talepleri doğrultusunda işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.