Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14779 E. 2020/3526 K. 16.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14779
KARAR NO : 2020/3526
KARAR TARİHİ : 16.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil-Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile davalılardan … ve Temel Koll. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 325 ada 14 nolu parselde kayıtlı taşınmaza 2003/5734 sayılı Bakanlar Kurulu kararının resmi gazetede yayım tarihi olan 04/07/2003 tarihinden itibaren sahip olduğunu, davalıların bu tarihten dava tarihine kadar taşınmazı kullandığını ve davacı kurumun kullanmasını muhtelif davalar açarak ve verilen ihtiyati tedbir kararları ile engellediğini belirterek haksız ihtiyadi tedbirden kaynaklanan tazminat, ecrimisil ve müdahalenin önlenmesini talep etmiştir.
Yargılama aşamasında davacı vekili, 01.04.2013 tarihli açıklama dilekçesi ile, “ davamız, gayrimenkul ve üzerindeki bağımsız bölümlerde davalıların haksız işgali nedeniyle uğranılan zararımızın, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 04.07.2003 tarihinden 03.04.2012 tarihine değin tespitine ve işlemiş faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline..” karar verilmesini istemiş ve toplam 10.500 TL ecrimisil değeri bildirmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafların dava konusu taşınmaza vaki müdahalelerinin men’ine, 17.851,42 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraflardan müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılardan … ve Temeller Kollektif Şirketi … ve Ortağı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekili ile davalılardan … ve Temeller Kollektif Şirketi … ve Ortağı vekilinin aşağıda ifade edilen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ev vasıflı çekişmeye konu 325 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesi …, 2/4 hissesi (davalılardan) …ve 1/4 hissesinin de Rahime Temel adına paylı şekilde kayıtlı iken, Aydın 1. İcra Müdürlüğünün 1991/5151 İcra esas sayılı takip dosyası üzerinden yapılan 27.09.1993 tarihli ihale ile …adına kayıtlı 2/4 payın dava dışı Türkiye Tütüncüler Bankası A.Ş tarafından satın alındığı, bu şekilde ilgili bankanın paydaş sıfatını kazandığı, paydaşlar arasında görülen Aydın Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.04.1995 tarih ve 1994/1241 Esas, 1995/483 Karar sayılı kararı doğrultusunda ihale satışının Aydın Sulh Hukuk Mahkemesi satış memurluğunun 1996/19 numaralı dosyasında yapılarak 14 parsel cebri satışının Türkiye Tütüncüler Bankası A.Ş. Memur ve Hizmetlileri Sosyal Sigorta ve Yardım Sandığı Vakfı tarafından kazanıldığı, bu aşamadan sonra bir kısım davalılar ve dava dışı kişiler tarafından çeşitli davaların açıldığı, bir kısım davalarda (devri önleyici) kısıtlayıcı tedbir kararlarının alındığı, vakfın 04.07.2003 tarih ve 2518 sayılı resmi gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulunun 2003/5734 sayılı kararı uyarınca aktif ve pasifleriyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumuna devredildiği, 04.05.2010 tarihinde vakıf adına kayıt edilen taşınmazın akabinde 05.05.2010 tarihinde de Bakanlar Kurulu kararı gereğince tahsisen davacı kurum adına tescil gördüğü anlaşılmaktadır.
4721 sayılı TMK’nin 705.maddesinde “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” İİK’nin 134/1 maddesinde ise “İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre ihale ile taşınmazı satın alan kişi veya kurum taşınmazın mülkiyetini ihale tarihinde kazanmış olur. Ayrıca davacı kurum Bakanlar Kurulu kararı ile ilgili vakfı aktif ve pasifleriyle birlikte devir aldığına göre, halefiyet ilkesi gereği (ihale tarihinden sonrasına denk gelen) Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 04.07.2003 tarihinden itibaren kural olarak ecrimisil isteyebilir.
Yine ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif, inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
Ne var ki, Mahkemece yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır.
Şöyle ki, Mahkemece, ecrimisil talep edilen dönemde taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı, şayet kullanılmışsa hangi bölümün, kim ve/veya kimler tarafından, ne şekilde, hangi sıfatla kullanıldığı ve taşınmazın ecrimisil talep edilen dönemdeki durumu tam olarak saptanmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, uzman bilirkişiler marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmaza (ecrimisil talep edilen dönemde baz alınarak) davalıların müdahalesinin bulunup bulunmadığı ve (var ise) hangi bölümün, kim ve/veya kimler tarafından, ne şekilde, hangi sıfatla, hangi zaman aralığında kullanıldığı tespit edilerek müdahale şeklinin (gerekçeleri ile birlikte) belirlenmesi, bilirkişilerden (özellikle taşınmazın yapı ve kullanım durumu da nazara alınarak) uygulamayı gösterir, denetime elverişli rapor alınması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca bilindiği üzere; taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Oysa somut olayda; davacı tarafından, 01.04.2013 tarihli açıklama dilekçesi ile toplam 10.500 TL ecrimisil talep edilmiş ve Mahkemece, bu talep aşılmak suretiyle (ıslah edilmeyen kısımda dahil ederek) toplamda 17.851,42 TL üzerinden hükmü kurulmuştur.
Yine, yukarıda izah edildiği üzere, davacı Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 04.07.2003 tarihinden itibaren ecrimisil talep hakkına sahip olduğuna göre, 04.07.2003 tarihinden dava tarihine kadar tam hisse üzerinden ecrimisil hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 04.07.2003- 05.05.2010 arası 1/2 hisse, 05.05.2010-20.08.2010 arasında ise tam hisse üzerinden ecrimisil hesaplama yolunun seçilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalılardan … ve Temeller Kollektif Şirketi … ve Ortağı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.