YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14995
KARAR NO : 2020/1613
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; haciz yapılan adresin takibe dayanak bonolarda belirtilen adres olduğunu, istihkak iddia eden şirket ile borçlu şirket arasında fiili, hukuki ve organik bağın bulunduğunu, aynı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini, davalı üçüncü kişi şirketin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla borçlu şirketten sonra kurulduğunu belirterek, davanın kabulü ile üçüncü kişi şirketin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi şirketler vekili, haciz adresinin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olmadığını, haciz mahallinde borçluya ait belge bulunmadığını, alacaklı tarafından organik bağ için delil olarak gösterilen şirket ortaklarının hiçbir zaman hakim ortak olmadıklarını, yönetici sıfatlarının bulunmadığını, borçlu şirket ile aralarında yönetim ve muhasebe ortaklığının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki bir kısım mallar bakımından fatura bulunmadığı, olan faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu belirtilmiş ise de ödemelerin hepsinin üçüncü kişi şirket tarafından yapılmadığı, 2013 yılı başına kadar borçlu şirket ortağı olan yetkilinin üçüncü kişi şirketlerle kayden irtibatını keserek, fiilen faaliyette bulunmayan borçlu şirketi ve şahsını borçlandırdığı, devir işlemlerinin takibe konu borç nedeniyle hacizlerden kaçınmak maksatlı muvazaalı işlemler olarak görüldüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Her ne kadar dayanak bono adresinde haciz yapılmış ise de, haciz adresi borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olmadığı gibi haciz mahallinde borçluya ait evrak da bulunmamıştır. Bunun yanında haciz adresi üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı olan adresidir. Dosya arasında bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre; borçlu şirket 13.05.2005 tarihinde kurulmuş olup 2008 yılında yapılan hisse devri ile davalı borçlu … borçlu şirkette hakim ortak olmuş, 01.03.2010 yılında yapılan hisse devri ile … küçük bir pay ile borçlu şirkette hissedar olmuştur. Borcun doğumundan önce, 14.01.2013 tarihinde … borçlu şirketteki hissesini devrederek ortaklıktan ayrılarak müdürlük görevi sona ermiştir. Üçüncü kişi şirketlerden Dipnot Reklam ve Tanıtım şirketi 12.07.2007 yılında, davalı borçlu …’ın da içinde bulunduğu üç kişi tarafından kurulmuş olup, … küçük hisseli ortak olarak kuruluşta yer almıştır (200 hissenin 40 hissesi ile). 10.02.2011 tarihinde gerçekleşen hisse devri ile borçlu şirkette de hissedar olan … üçüncü kişi Dipnot Reklam.., şirketinde hakim ortak olmuş, 25.03.2011 tarihli hisse devri ile … bir kısım hisselerini …’a devretmiş ve devir sonucunda … ve … eşit hisseye sahip olmuşlar, kuruluştada yer alan Burak Korucu hakim ortak olmuş, 14.01.2013 tarihinde davalı borçlu … hisselerini Burak Korucu’ya devrederek ortaklıktan ayrılmış, mevcut devirler sonucu … 5.000,00 TL hisse tutarının 1.575,00 TL’si ile küçük miktarda hissedar olarak kalmıştır. Davalı üçüncü kişi …ise 11.01.2013 te … ve diğer dört kişi tarafından her bir kurucunun eşit oranda hissedarlığı ile kurulmuştur. Bu durumda borçlu ve üçüncü kişi şirketlerde küçük paylar ile ortak olan ve borcun doğumundan önce hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan … ve … şirketler arasında pay ve yönetim anlamında organik bağın varlığına delil teşkil edemez. Öte yandan, dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre davalı üçüncü kişilerin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, incelenen defterlerin birbirini teyit ettiği, üçüncü kişiler tarafından sunulan faturaların defterlerde kayıtlı olduğu ve mahcuzlardan 1., 2., 3., 5. ve 6. sıradaki mahcuzlar ile birebir uyumlu olduğu, 4. sıradaki mahcuza ilişkin fatura sunulmadığı, tüm mahcuzların üçüncü kişilerin defterlerinde demirbaş olarak kayıtlarının yer aldığı mali müşavir bilirkişi tarafından rapor edilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar vermek yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.