Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15129 E. 2021/1735 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15129
KARAR NO : 2021/1735
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu dava konusu 127 ada 59 parsel sayılı taşınmazın 7 yılı aşkın süredir davalı tarafından iş yeri olarak kullanıldığını belirterek, ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ititrazında bulunmuş, müvekkilinin dükkanı taraflar arasında zımni olarak yapılan anlaşma nedeniyle kullandığını, kira bedelini davalının babası …’e ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bozma ilamında; ecrimisil hesabında birden fazla bilirkişi raporu alınmış ise de emsal araştırması yapılmadığını, davalının mülkiyetten kaynaklı hakkı bulunmadığından haksız işgalci olduğunu, davalı aleyhine ecrimisil verilmesinde isabetsizlik olmamakla birlikte Mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğunu, ayrıca dava kısmen kabul kısmen reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücreti verilmediğini ve davacıların hükmü temyiz etmediğini, kazanılmış hakka riayet ederek yeniden karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, bozmaya uyan Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “Aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, Mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 21.600 TL ecrimisil bedelinin ihtar tarihi olan 12.01.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verildikten sonra, karar yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bozma ilamında davacıların kararı temyiz etmediğine işaret ederek hükmü bozmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, usuli kazanılmış hakka riayet edilmeyerek davanın kabulüne, 24.315 TL ecrimisil bedelinin ihtar tarihi olan 12.01.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.