Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15480 E. 2020/4192 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15480
KARAR NO : 2020/4192
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men’i Ve Kal, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün duruşma istekli olarak davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili, davalı GSM şirketinin davacıların maliki olduğu taşınmazlar üzerine baz istasyonu kurmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu açıklayarak, taşınmazlarda davalının haksız müdahalesinin önlenmesini, yapıların kal’ini ve geriye doğru dönemler için fazlaya dair talep haklarının saklı kalmak kaydı ile 7.500.00 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, taşınmazı yaptıkları kira sözleşmesine istinaden 2004 yılından beri kullandıklarını, davanın şirkete değil kiraya veren kişiye yöneltilmesi gerektiğini, kiralamadan sonra aradan geçen zaman diliminin davacıların kullanıma rızaları bulunduğunu gösterdiğini, davalı şirketçe gerçekleştirilen faaliyetin kamu hizmeti niteliğinde olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, davalının davacılara ait 1272 ve 12724 parsel sayılı taşınmaza yaptığı müdahalenin önlenmesine, davacıların gayrimenkulündeki baz istasyonu ve müştemilatının kaldırılmasına, davacıların ecrimisil taleplerinin koşullları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, davaya konu maddi olguların mahkemece ne şekilde nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntıları ile ortaya koyan, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin, her türlü kararlarını gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3.maddesi ile ona koşut bir düzenleme içeren HUMK’un 388.maddesi (6100 sayılı HMK mad.297) işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Somut olayda mahkemenin “Dava konusu gayrimenkulün tapu kaydının incelenmesinde gayrimenkulün kat mülkiyetine geçmediği, her bir malikin hissesinin tapu kaydında yer aldığı, maliklerin tapu kaydında müşterek malik olarak kayıtlı oldukları görülmüştür. Davacı, dava konusu yere gayrimenkulün müteahhitleri ile düzenlediği 23.02.1995 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile malik olduğunu iddia etmekte ise de bu bölüm bağımsız bölüm olarak davacı adına tapuya tescil edilmiş değildir. Davalı da söz konusu yeri tapu kaydına dayanarak kullandığını savunmuş ve vergi kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Davacı dava açtığı bölümü adres olarak tanımlayamamış, bodrum katta bulunan ortak alanlar dışındaki 20 m2’lik yer olarak tanımlamış, bu yerin kendisine ait olduğunu ispatlayamamıştır. Bodrum katta ortak alanlar dışında bulunan 20 m2’lik yerin davacının kullandığı yer olup olmadığı, bu yerin davalı tarafından kullanılıp davacıya ait olduğu davacı tarafından ispatlanamamıştır. Bu nedenle davacının davasının reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir” şeklindeki gerekçesinin dosya kapsamı uyuşmazlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığı sabittir. Mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olup, başkaca hususlar incelenmeksizin hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.