Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15639 E. 2020/2392 K. 11.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15639
KARAR NO : 2020/2392
KARAR TARİHİ : 11.03.2020

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli ve 2008/317 Esas, 2017/504 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı … tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın usulden reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde, Suriye vatandaşı olan davacı …’un Türkiye’de nüfus kayıtlarını … adındaki kişinin kullandığı, Osman ve Rahime kızı 01.01.1960 doğumlu …’a ait nüfus kaydının kendisine ait olduğu ileri sürülerek …’ın (…) davacı olduğunun tespiti ile diğer yanlış kaydın düzeltilmesi istenmiş, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile Suriye vatandaşı olan davacı … ile Türk vatandaşı davalı … Tokay’ın aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı … tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının usulden reddine karar verilmesi üzerine davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku’nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava dilekçesindeki anlatım ile aşamalardaki beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde davada birden fazla istem olup ilki; Suriye vatandaşı olan davacının Türk vatandaşı olan Osman ve Rahime kızı olduğu; ikincisi ise nüfus kayıtlarında Osman ve Rahime kızı olan davalının ise adı geçenlerin çocuğu olmadığının tespiti ile nüfus kayıtlarının gerçek duruma uygun olarak düzeltilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106.maddesinde, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun tespit davası yolu ile mahkemeden istenebileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasında ise, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durumun her türlü kayıtla ispat edileceği, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36.maddesinin 1/c bendine göre ise tespit davalarının, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil edeceği hükmünü içermektedir.
Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre karar vermek zorundadır. Verilen karar ile davacının Türk Vatandaşı olması durumu oluşacağından bu iddia ile ilgili olarak, DNA incelemesi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece verilecek tespit kararı ile vatandaşlık alma durumu yanında Türk Vatandaşı olan Osman ile Rahime’nin mirasçısı olma, davalının ise bu kişilerin mirasçısı olma sıfatını kaybetme durumu da söz konusudur. Dolayısı ile verilecek karar ile salt vatandaşlık alma durumunun söz konusu olmadığı, davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının da olduğu açık olduğundan, işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava açmakta hukuki yararı olduğu gözetilerek, davanın yukarıda açıklanan nitelemesine uygun olarak nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları için kabul edilen ilkeler doğrultusunda karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesi’nin 19.09.2018 tarihli ve 2018/695 Esas, 2018/1295 Karar sayılı istinaf isteminin kabulü ile davanın usulden reddine dair hükmün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2. maddesi gereği kararı veren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.