Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15732 E. 2020/4293 K. 01.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15732
KARAR NO : 2020/4293
KARAR TARİHİ : 01.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 428 ada 30 parsel ve 341 ada 47 parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi … adına tapuda kayıtlı olduğunu, davalının davacıların kız kardeşlerinin eşi olup yalnızca kendi eşinin payını kullanması gerekirken taşınmazların tamamını kullandığını belirterek, geriye doğru beş yıllık 8.500 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 23.03.2015 tarihli dilekçesi ile 428 ada 30 parsel için her bir müvekkili için ayrı ayrı 2.750 TL, 341 ada 47 parsel için her bir müvekkili için ayrı ayrı 88,33 TL olmak üzere ecrimisil talebini güncellemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazı müvekkilinin ekmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. 408 ada 3 parsel sayılı taşınmaz talebe konu olup tapu kaydının incelenmesinde davacıların malik olmadığı anlaşlıldığına göre, bu parsele yönelik davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi yanlıştır.
2. Davalı taraf savunmasında dava konusu taşınmazı kullanmadığını belirterek tanık deliline dayanmış ve süresi içerisinde dosyaya sunduğu delil listesinde tanıklarının isimlerini bildirmiş olduğuna göre, mahkemece tanıklar adına keşif gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılarak dava konusu taşınmaz başında davalı tarafın da tanıkları dinlenmeli ve her iki tarafın da delilleri değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
3. Bilindiği ve gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun incelenmesinde, ecrimisil bedelinin taşınmazın tarla olarak getireceği gelirin belirlenmesi gerekirken, kira yöntemi ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Mahkemece konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde 428 ada 30 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, oluşacak sonuca göre davalının kullandığı yer gözetilerek, davacıların payı oranında belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi