YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15921
KARAR NO : 2020/3701
KARAR TARİHİ : 18.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ile davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, borçluların …Üretim A.Ş ve…Yatırımları A.Ş’deki hisse senedine bağlanmamış çıplak hisselerinin haczi üzerine, müvekkili lehine rehin haklarının bulunduğu belirtilerek rehin hakkının mevcudiyetinin kabulüne karar verilmesinin İcra Müdürlüğünden talep edildiğini ancak talebin reddedilmesi üzerine İcra Müdürlüğü işleminin iptali ile hisseler üzerinde rehin hakkı bulunduğunun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, talep şikayet olarak değerlendirilerek dosya üzerinden talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.06.2014 tarihli ve 2014/16446 Esas, 2014/18111 Karar sayılı kararı uyarınca hükmün onanmasına karar verilmiş, davacının karar düzeltme talebi üzerine aynı Dairenin 15.01.2015 tarihli ve 2014/31743 Esas, 2015/715 Karar sayılı ilamı ile davacının rehin hakkı bulunduğuna dair talebinin istihkak olarak nitelenerek harcın tamamlanması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları tespit edilip, varsa delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozma üzerine yapılan yargılamada 15.11.2016 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, 18.08.2009 tarihli kök rehin sözleşmesi ve 08.03.2010, 20.05.2010, 26.10.2011 tarihli ek hisse rehin sözleşmelerinde de yeni hisselerin rehinli hisselerden sayılacağı bunun taraflarca kabul edildiği bu hisselerin beyaz cirolu olarak rehin alana teslim edileceği ve kök rehin sözleşmesi gereğince kök rehin sözleşmesinden sonra yapılacak sermaye artırımlarından sonra ek rehin sözleşmesi yapılması gerektiği ve beyaz cirolu teslim şartı konulduğu ancak 31.12.2013 tarihli sermaye artırımından sonra kök rehin sözleşmesindeki şarttan ve sonraki sermaye artırımları akabinde yapılan ek rehin sözleşmelerinden farklı olarak yeni bir ek rehin sözleşmesi yapılmadığı ve bu sebeple 31.12.2013 tarihli sermaye artımı sonrası ortaya çıkan yeni çıplak hisselerin rehinli sayılamayacağı gerekçesiyle davacı yanın rehine dayanan istihkak iddiasının reddine karar verilmiş hüküm davacı üçüncü kişi tarafından esasa ilişkin olarak ve davalı alacaklı vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin düzelterek onama talebiyle temyiz edilmiştir.
Davalı alacaklı vekili vekalet ücretine yönelik temyiz talebi ile birlikte aynı zamanda mahkemeye tavzih talebinde de bulunmuş, tavzih talebi 06.07.2017 tarihli 2015/229 Esas 2017/527 Karar sayılı Ek Kararla reddedilmesi üzerine usulüne uygun olarak süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı alacaklı vekilinin 06.07.2017 tarihli 2015/229 Esas 2017/527 Karar sayılı tavzih talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazının reddine,
2. Dosya içeriği incelendiğinde iki adet kök rehin sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. 03.06.2009 tarihli Ankara 57. Noterliğinin düzenlediği 18243 Yevmiye numaralı sözleşmenin; müşteri sıfatıyla borçlu …A.Ş., rehin alan üçüncü şahıs Ticari ve Sınai Kalkınma Bankası, rehin verenler … …, … ve sözleşmede yazılı diğer şirketler arasında yapıldığı; 18.08.2009 tarihli adi yazılı sözleşmenin; ise müşteri sıfatıyla borçlu … A.Ş., rehin alan üçüncü şahıs Ticari ve Sınai Kalkınma Bankası, rehin verenler … …, … arasında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan 15.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda yalnızca … A.Ş. nin borçlu olduğu 18.08.2009 tarihli adi yazılı rehin sözleşmesi irdelenmiş; …Enerjinin borçlu olduğu noter onaylı sözleşme ile ilgili inceleme yapılmamıştır. Davacı dava dilekçesinde hem …A.Ş. hem de … A.Ş.de haczedilen hisselerin adına rehinli olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur. O halde Mahkemece; konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla dosyada mevcut her iki kök rehin sözleşmeleri ve ekleri üzerinde inceleme yaptırılarak, alınacak rapora göre karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Bozma neden ve şekline göre davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları ile, davacı üçüncü kişinin sair temiyz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin 06.07.2017 tarihli ve 2015/229 Esas, 2017/527 Karar sayılı ek karara ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları ile, davacı üçüncü kişinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.