Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/16170 E. 2020/5023 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/16170
KARAR NO : 2020/5023
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne ve husumetten reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı vekili, Süleymanpaşa Belediye Başkanlığının sorumluluk sahasında bulunan yol içerisinde kalan taşınmazın işgal edilmesi sebebiyle 02.07.2009-01.07.2014 dönemi için 6.375,00 TL tazminat bedelinin 18.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,17.03.2015 tarihli dilekçe ile talebini 6.620,2 TL ye arttırmıştır.
Davalı … Belediye vekili, davanın husumetten reddini savunmuştur.
Davalı … Belediyesi vekili, davanın öncelikle husumetten mümkün olmadığı takdirde 26.03.2015 tarihli encümen kararı ile dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiğini, kamulaştırma halinde mükerrer ödemenin söz konusu olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Davalı … Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı … Başkanlığına açılan davanın kabulü ile toplam 7.556,03 TL’nin davalı … Başkanlığından tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Tekirdağ Büyükşehir Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılardan Tekirdağ Büyükşehir Belediye vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 119 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kayden ahşap yazıhane vasfında olduğu ve fiilen ise yol olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Hâl böyle olunca, Mahkemece taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için süre ve imkan tanınmak suretiyle talep edilen döneme göre yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ecrimisil hesabı yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, somut emsal araştırması yapılmadan, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit edilen Yeniden Değerleme Oranları gözönüne alınarak ecrimisil bedeli belirlenen ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan Tekirdağ Büyükşehir Belediye vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA davalılardan Tekirdağ Büyükşehir Belediye vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.