YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/16237
KARAR NO : 2020/4400
KARAR TARİHİ : 02.07.2020
DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Manavgat İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda; Manavgat İcra Hukuk Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli ve 2020/50 Esas, 2017/415 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, haciz mahallinde bulunan borçluya ait faturanın sehven gönderilmiş olduğunu, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, öncelikle Manavgat İcra Mahkemesinin yetkili olduğunu, haciz adresinde borçluya ait evraklar bulunduğunu, borçlu şirketin tüm mallarının alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile üçüncü kişinin deposuna taşındığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Alanya 2. İcra Hukuk Mahkemesince yetki ilk itrazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiş ve hükmün Dairemizin 2015/20337 E. 2015/23227 K. Sayılı kararı ile onanmasının ardından, davaya bakmaya yetkili Manavgat İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada; hacizde borçlu şirket adına evrak bulunması , borçlu şirket ile üçüncü kişi arasında akrabalık bağının bulunması, aynı iş kolunda faaliyet gösteriyor olmaları nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.07.2018 tarihli 2018/183 Esas 2018/1732 Karar sayılı kararı ile haciz mahallinde bulunan belgelerin, mahcuzların üçüncü kişi ile birlikte borçlu elinde bulundurulduğunun kabulü için yeterli olmadığı, bu nedenle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu, üçüncü kişinin 1995 yılından itibaren kesintisiz olarak haciz adresinde faaliyette bulunmakla birlikte, borçlunun 2014 yılında ticari faaliyetini sonlandırmış olması nedeniyle alacaklının mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle, istinaf talebinin esastan kabulüne karar verilmiş,istinaf kararı davalı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. İİK’nin “Takibin Durması ve Düşmesi” başlıklı 193. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında: “İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer…” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde henüz kesinleşmediği belirtilen takip borçlusu hakkında, Manavgat 4. Asliye Ticaret Mahkemesinden 04.06.2014 tarih 2013/400 Esas, 2014/215 Karar sayılı iflas kararı 14.10.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda borçlu şirket yönünden İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğünün kabulü gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesinden dolayı konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (1)bentte yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.