YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/165
KARAR NO : 2020/5036
KARAR TARİHİ : 10.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tarafların 29 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olduğunu, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/36 Esas, 2011/272 Karar sayılı kararıyla taraflar arasındaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğini, taşınmazın satış aşamasında olduğunu, üzerindeki 2 katlı binanın vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, binanın bedeli olan 36.000 TL’nin davacıya verilmesini istemiş, 07.03.2013 havale tarihli dilekçesinde ise; taleplerinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağa ilişkin olmadığını, davanın, binanın davacı tarafından yapıldığının tespitiyle bedelinin davacıya ödenmesine ilişkin olduğunu belirterek dava değerini de 55.280 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın henüz satışa çıkarılmadığını, bu nedenle davacının alacak hakkının henüz doğmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca davacının yeni bina yaptığına ilişkin iddiasını da kabul etmediklerini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 09.04.2013 tarihli kararıyla, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, davacı vekilin temyizi üzerine Dairemizin 25.09.2014 tarihli ilamı ile davacının hukuki yararı bulunduğu belirtilerek talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüyle satış dosyasında bilirkişi tarafından belirlenen muhtesat bedeli ve tarafların pay oranı dikkate alınarak belirlenen 25.912,50 TL alacağın 12.956,25 TL’sinin davalı …’dan, 12.956,25 TL’sinin de davalı …’tan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve ıslah dilekçesi ile dosya kapsamına göre dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır (TBK mad. 77/1) .
Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle iade borcunun kapsamı belirlenmeli, fakirleşme ve zenginleşme zamanı tespit edilmelidir.
Davacının, taşınmaza yaptığını iddia ettiği giderleri sebepsiz iktisap hükümleri uyarınca davalılardan isteyebilmesi için yaptığı giderlerin mal varlığından çıkmış ve davalı tarafın mal varlığına geçmiş olması gerekir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ortaklığın giderilmesi davası neticesinde satışın gerçekleşip gerçekleşmediği, satış yapıldı ise satış bedeli, davalılara ne kadar ödeme yapılması gerektiği ve satış sonrası davalılara ödeme yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Diğer deyişle, iade borcunun kapsamı ve zenginleşme zamanı belirlenememektedir. O halde, mahkemece, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satış dosyasında satışın yapılıp yapılmadığı belirlenerek, satışın gerçekleşmesi halinde satış bedelinden davalılara düşecek miktar ile davalılara ödeme yapılıp yapılmadığı velhasıl davalıların sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, satış dosyasındaki bilirkişi raporunda belirlenen muhtesat bedeli dikkate alınarak alacak miktarının belirlenmesi hatalı olmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.