YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1995
KARAR NO : 2018/16358
KARAR TARİHİ : 26.09.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elmatnın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, hüküm duruşmasız olarak davacı vekili, duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.09.2018 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Av. … geldi. Karşı taraftan temyiz eden davacı vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin kayden maliki olduğu … ada … parselde 2080/48000 arsa paylı tripleks konutun davalılar tarafından haksız kullanıldığını ileri sürerek davalıların taşınmaza el atmalarının önlenmesine, 18.5.2010 tarihinden başlamak üzere dava tarihine kadar şimdilik 50.000TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesinde dava tarihinden sonraki süreçte de dahil olmak üzere toplam 282,734 TL ecrimsilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, … … 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/185 Esas sayılı dava dosyası ile davaya konusu taşınmazın tapu kaydının iptali için dava açıldığını belirterek bahsi geçen davanın bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulü ile 08.10.2012 tarihinden dava tarihi olan 01.04.2014 tarihine kadar hesaplanan 82.390,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, çekişmeli taşınmazda davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığına, mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere göre davalılar vekilinin tüm, haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil davalarında ancak dava tarihine kadar gerçekleşmiş zarar istenebileceğinden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince, Mahkemece davalılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası kesinleşinceye kadar davaya konu taşınmazı kötü niyetli olarak kullandıkları söylenemeyeceğinden … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/126 Esas, 2011/320 Karar sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olan 8.10.2012 tarihine kadar talep edilen ecrimisilin şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu tarihten itibaren dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisle karar verilmiş ise de Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu … ada … parselde kayıtlı B8/1+2 çatı /Bağ bölüm No 2, 2080/48000 arsa paylı tripleks konut, 1/3 pay oranında davalılar …, … ve … adlarına kayıtlı iken 8.11.2004 tarihinde yapılan satış işlemi ile davacı adına tescil edildiği, davacı tarafından davalılardan … aleyhine sözlü kira akdine dayalı kira alacağına ilişkin olarak … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5901 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, borçlunun itirazı üzerine … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/556 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafından 18.5.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile fuzuli şagil olan davalının müdahalesinin meni ile Ekim 2008 tarihinden dava tarihine ecrimisil talep edildiği, aynı tarihli duruşmada ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalılar tarafından 26.3.2010 tarihinde … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/126 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın reddine karar verildiği ve hükmün 8.10.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Az yukarıda açıklandığı üzere davacı adına olan kaydın satış suretiyle oluşturulduğu, davalılar …, … ve …nun satış işleminin tarafı olduğu, diğer davalı … aleyhine açılan itirazın iptali davasında 18.5.2010 tarihinde yapılan ıslah dilekçesi ile haksız şagil olduğunun bildirildiği, davalılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının da retle sonuçlandığı, tapu iptali ve tescil kararlarının kurucu değil açıklayıcı nitelikte olması nedeniyle geçmişe dönük olarak sonuç doğurduğu, bu itibarla davalıların tapu iptali ve tescil davasının kesinleşmesinden önce kötüniyetli şagil durumuna düştükleri açıktır.
Hâl böyle olunca, mahkemece yukarıdaki açıklamalar uyarınca davacı tarafın talebi doğrultusunda 18.5.2010 tarihinden itibaren davalıların ecrimisille sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davalılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 8.10.2012 tarihinden itibaren ecrimisile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalılardan alınarak alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine
1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 32.146,75 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 96.439,31 TL’nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 26.9.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.