YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2011
KARAR NO : 2018/18632
KARAR TARİHİ : 14.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 2077 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın bir kısmının davalı tarafa satıldığını, bir kısmının ise …Asliye Hukuk Mahkemesinin … Esas, 1993/688 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin murisine intikal ettiğini, davalı kooparatifin kendisine ait taşınmaz üzerinde konut kooperatifi gereği bina inşa ederek üyelerine tahsis ettiğini ancak taşınmaz üzerinde imar ve mevzuata göre inşa edebilecek sayıdan fazla üye kaydetmesi nedeniyle tüm üyelere yetecek sayıda bağımsız bölüm inşaa edemediğini, mülkiyeti müvekkiline ait ve satışa konu olmayan arsa payının tamamını kullanma ve değerlendirmek istediğini, tüm arsanın etrafının duvarla çevrilmesi sebebiyle müvekkilinin arsadan faydalanma imkanının kalmadığını belirterek dava tarihinden itibaren başlayacak aylık 1.5000 TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsiline, arsa üzerindeki müdahalenin men’ine, kooperatif arsasıyla müvekkiline ayrılan arsayı birleştirir şekilde inşa edilen duvarlarının kal’ine, müvekkiline ait boş arsa bölümünün fiili paylaşıma esas olacak şekilde tespitine, şayet müvekkiline isabet eden taşınmazın alanına bina olarak tecavüz edilmiş ise tecavüzün ve müdahalenin men’ine, tecavüze sebebiyet veren yapının asgari levazım değeri karşılığında sökülmesine, binanın daha değerli olması halinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile tecavüz edilen arsanın dava tarihindeki değerinin dava tarihinden başlayacak faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kooperatif vekili, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müvekkil kooperatif ile davacının murisi arasında ortaklık hissesi karşılığı dava konusu taşınmazın tamamının kooperatife devri konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin anlaşma gereklerini yerine getirmesine rağmen ne davacının murisi ne de varisi olan davacının anlaşmadan kaynaklanan mükellefiyetlerini yerine getirmediğini ve davacının parsel üzerindeki hissesinde herhangi bir tasarruf hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı …, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaz üzerindeki mülkiyet uyuşmazlığının … Asliye Hukuk Mahkemesinin … Esas, 1993/688 Karar sayılı ilamı ile sona erdirilmesi nedeniyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren aylık 1.500 TL ecrimisil talep edilemeyeceğini belirterek , davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … Çoşar vd vekili, ecrimisil talebinden önce ödemeden men için ihtarname çekilmesi gerektiğini, ileriye dönük ecrimisil talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dosya kapsamından, davalı S.S … Toplu Konut Yapı Yapı Kooperatifi üzerindeki hisselerin bir kısmının dava tarihinden sonra devredilmesi nedeniyle tapuda hissedar gözüken maliklerin bir kısmının dahili davalı olarak davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu 2077 parsel sayılı taşınmaz üzerinde … Toplu Konut Yapı Kooperatifine ait binalarının bulunduğu, kooperatifin kendi hisselerini … Asliye Hukuk Mahkemesinin … Esas ve 2009/473 Karar sayılı karar ile kooperatif üyelerine devrettiği, tapuda tescilin 11/01/2010 tarihinde ferdileşme ile yapıldığı, davacının murisi olan … bu taşınmazda 95/576 hissesinin bulunduğu, dava konusu taşınmazda teknik bilirkişi raporunda A ve B ile gösterilen toplam 811,75 m2’lik boş alanın olduğu, davacının murisi olan … taşınmazdaki 1/6 hissesini …Noterliği’nin 22/12/1987 tarih ve 53320 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı taşınmazda hissesi bulunan …,… ile birlikte … Toplu Konut Yapı Kooperatifine sattığı, davacı murisinin hissesine karşılık 27.470.000 TL’yi satış vaadi sözleşmesi sırasında aldığı, kalan 7.530.000 TL’ye karşılık kooperatiften bir pay verildiği, tapuda ferağ verilmemesi nedeni ile kooperatif vekili tarafından davacının murisi … ile dava dışı … karşı satış vaadi sözleşmesi nedeni ile … Asliye Hukuk Mahkemesinin… Esas ve 1993/687 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığı, yargılama sırasında tarafların 14/12/1993 tarihli sulh akdini dosyaya ibraz ettikleri, bu sulh akdine göre … Noterliğinde düzenlenen mukavelenin 1., 2., 3. maddesi ile 4.maddenin A,B,C ve D bentlerindeki haklar mahfuz tutularak dava konusu arsadaki hisselerinin davacı kooperatif lehine hükmen tescilini kabul ettiklerini, bu sulh uyarınca mahkemece davalılar adına olan 1/6’şar hissenin iptali ile kooperatif adına tesciline karar verildiği, kısa karar verildikten sonra dosyaya daha önce tapu kaydı gelmediğinden tapu kaydı celp edildiği, davalılar ve davacı murisinin tüm hisselerinin kooperatife geçmesi ve sadece bir daireye isabet eden hissenin kendi üzerine bırakılması gerekirken, gerekçeli kararda eksik hisselerin kooperatif adına tescil edildiği, davacının murisine isabet eden bir dairenin muris tarafından …’a devredildiği, buna göre davacının murisine ait taşınmazda hissesinin kalmadığı, tapu kaydında gözüken hissenin gerçeği yansıtmadığı, buna göre gerekli işlemlerin kooperatif tarafından yapılması gerektiği, bu nedenle davanın koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi, kal, ecrimisil ve bedel isteklerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2077 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliği ile davacının murisi, davalı, dahili davalılar ile dava dışı malikler adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.), Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; dava konusu 2077 parsel sayılı taşınmazın mevcut tapu kayıtlarına göre 95/576 hissesinin davacı … murisi … adına kayıtlı olup tapu kaydı mülkiyet belgesi olması sebebiyle iptal edilmedikçe hukuki geçerliliği korumaktadır. Bu nedenle davacının dava açmakta hali hazırda hukuki yararı bulunmaktadır.
Ayrıca bir kısım tapu maliklerinin davaya dahil edilmedikleri anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece güncel tapu kaydı getirtilerek davaya dahil edilmeyen tapu maliklerinin de davaya katılımı sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra yukarıda izah edilen ilkelerde gözetilerek, talebin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.