YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2096
KARAR NO : 2018/18311
KARAR TARİHİ : 07.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile duruşma talepsiz olarak davalı vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.11.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat … ve karşı taraftan temyiz eden davalı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosyada davacılar vekili, 01/12/2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile vekil edenlerine ait binadaki zemin katın, 1 nolu asma katlı dükkanın ve 1.katta bulunan 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu büro vasıflı bağımsız bölümlerin davalı bankaya kiralandığını, davalı banka şubesinin kira sözleşmesine dahil edilmeyen bodrum katı da kiralamış olduğu alanlar ile birleştirerek kullanmaya başladığını, bu kullanıma rızalarının olmaması nedeni ile davalı tarafa defalarca ihtaratta bulunduklarını, buna rağmen davalının kullanımını sürdürdüğünü belirterek fuzuli işgal nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 20.000 TL ecrimisil alacağının dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, birleşen dosya ile de, aynı taleplerle bu defa asıl dava dosyasının açıldığı tarih ile davalının taşınmazı terk ettiği tarih arasındaki ecrimisil alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. 15/10/2015 tarihli dilekçesi ile, asıl ve birleşen davasını bilirkişi raporu üzerinden hesaplanan toplam 159.950,05 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 8 yılı aşkın bir süre öncesine dayandığını ve davaya konu edilen bölümün kira kontratına konu olan dükkânın mütemmim cüzü niteliğinde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk hükümle, ecrimisil talep edilen davaya konu bölümün, bodrum kat olup projede sığınak olarak yer alan ortak kullanım alanında kaldığı, dışarıya çıkış kapısının bulunmadığı, kiraya verilme ve gelir sağlama olanağı bulunan yerlerden olmadığı ve ecrimisil talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29/11/2011 tarihli ve … Esas, 2011/19020 Karar sayılı kararı ile davalının, kiraladığı zemin kattaki asma katlı dükkanı, (bina projesinde bağımsız bölüm olarak gösterilmeyen) bodrum katla ilişkilendirerek (ekonomik fayda sağlamak amacıyla) birlikte kullandığı, bir kimsenin başkasına ait olduğunu bildiği taşınmazı; hukuki bir dayanağı olmadan kendi malı gibi kullanması ve dolayısıyla ekonomik yarar sağlamasının bir karşılığı olması gerektiği gerekçesiyle, mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma üzerine, mahkemesince, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu defa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/03/2014 tarihli … Esas, 2014/334 Karar sayılı ilamı ile Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, aksine düşüncelerle önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek direnme kararı bozulmuştur. Mahkemesince, yeniden yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulü ile 20.000,00-TL ecrimisilin dönem sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslahla arttırılan kısma ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 27.319,39-TL’nin 10.000,00-TL sine dava tarihinden bakiye kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, taraf vekillerinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraf vekillerinin asıl dosyaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Dava, haksız işgal iddiasına dayalı ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)nin 297/2. maddesinde “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gereklidir.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davacılar, davalı kiracının kira sözleşmesi dışında kalan bölümü, kiralanan alanlar ile birleştirmek suretiyle kullandığını ileri sürerek, dava tarihinden geriye yönelik kira kontratının başlangıç tarihine kadar fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 20.000 TL ecrimisil alacağının dönem sonlarından itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, bilirkişi raporu doğrultusunda da davayı ıslah etmişlerdir. Mahkemece, asıl dosya açısından bozmadan sonra ıslah mümkün olmadığından dava dilekçesindeki talep olan 20.000,00-TL. ecrimisilin dönem sonundan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslahla arttırılan kısma ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de, Mahkemece hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, dönem sonları ve hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir.
O halde, hükmedilen ecrimisil ve faizin her birinin başladığı dönem sonunun hüküm fıkrasında gösterilmemesi HMK’nın 297.ve devamı maddeleri uyarınca doğru olmadığından ve hükmün infazında zorluk çıkaracağından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, Yine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücretinin de davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrıı ayrı iadesine, 07/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.