Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/2283 E. 2018/17518 K. 17.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2283
KARAR NO : 2018/17518
KARAR TARİHİ : 17.10.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından duruşmasız olarak, davacı vekili ve davalılar … ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı … ve müşterekleri vekili Av. …… …… Geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, imar çalışmaları öncesinde vekil edeninin hissedar olduğu taşınmazın, imar çalışmaları sonrasında davalılara ait taşınmaz ile birleşerek 216 ada, 1 parsel sayılı taşınmazı oluşturduğunu, davaya konu taşınmazın davalılar tarafından otel ve bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürerek dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık ecrimisil bedeli olan 60.000 TL’nin ait oldukları aydan itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, intifadan men koşulunun oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 7.200,00 TL ecrimisil tazminatının 13.01.2007 tarihinden, 7720,56 TL ecrimisil tazminatının 13.01.2008 tarihinden, 8.649,34 TL ecrimisil tazminatının 13.01.2009 tarihinden, 8.839,68 TL ecrimisil tazminatının 27.10.2010 tarihinden, 9.521,22 TL ecrimisil tazminatının 27.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2015 gün 2013/21488 Esas ve 2015/7120 karar sayılı ilamıyla özet olarak “…Mahkemece, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süre için ecrimisile karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.,
Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı, kira esasına göre belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınmasını istediği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisilin nasıl hesaplandığı belirsiz olup soyut ifadeler içermektedir. Ayrıca dava tarihine göre belirlenen ecrimisil bedeli üzerinden geriye doğru uyarlama yapılmıştır. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda ilk dönem için kira geliri üzerinden belirlenecek ecrimisil miktarına sonraki yıllar için …… oranında artırım yapılmak suretiyle hesaplanacak miktardan az olmamak koşuluyla bulunacak ecrimisile hükmetmek gerekirken, emsal incelenmeden soyut ifadelerle düzenlenmiş bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması isabetsizdir..” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın 43.103,16 TL üzerinden kısmen kabulüne, Bu bedelin 7.200,00 TL’sine 27/10/2007 tarihinden, 7.517,16 TL’sine 27/10/2008 Tarihinden, 8.510,16 TL’sine 27/10/2009 tarihinden, 9.351,24 TL’sine 27/10/2010 tarihinden, 10.524,60 TL’sine 27/10/2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1 Davalı … Esen vekili ile davalılar … ve … mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b-Hemen belirtmek gerekir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) ……, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları usulü müktesep hak oluşturur. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.
Somut olaya gelince; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile toplamda 41.930,8 TL ecrimisil bedelinin her dönem sonu işleyecek faiziyle birlikte tahsiline ilişkin ilk hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı tarafından temyiz edilmemiş ve karar düzeltme yoluna da başvurulmamıştır. Bu durumda, ilk hükümdeki ecrimisil miktarı davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, davalılar lehine kesinleşmiş olan ecrimisil bedelinin 41.930,8 TL’yi geçemeyeceği gözetilmeksizin, 43.103,16 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davaya konu taşınmaz taraflar adlarına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olduğundan, kabulüne karar verilen ecrimisil miktarından davalıların payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olması da doğru değildir.
2 Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesine göre, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.
Dava konusu olayda, davacının ecrimisil talebinin tüm davalılar yönünden aynı gerekçeyle kısmen reddine karar verildiği, böylelikle ret sebebi ortak olduğundan anılan tarife uyarınca davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, her iki davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1/b bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı … ve müşterekleri vekiline verilmesine
1/a bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK.’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.