Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/2464 E. 2018/18561 K. 13.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2464
KARAR NO : 2018/18561
KARAR TARİHİ : 13.11.2018

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …… 23. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar, mirasbırakanları …… Boyacıgil mirasçıları olarak 1966 ada 49 parsel sayılı taşınmaz için açmış oldukları tapu iptal ve tescil davası sonucu kayıt maliki olduklarını, bu parselin imar uygulaması sonucu 27824 ada 3 parsel, 27825 ada 2 parsel, 27827 ada 6 parsel ve 27824 ada 4 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu ve kendilerinin de anılan taşınmazlarda paydaş olmalarına rağmen davalıların hiçbir haklı nedene dayanmadan taşınmaza yapı inşa etmek suretiyle kullandıklarını ileri sürerek elatmalarının önlenmesine, yapıların yıkılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen davada davacılar, mirasbırakanları adına tescil edilen 1966 ada 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazlardan imar uygulaması sonucu oluşan 27824 ada 3 ve 4, 27825 ada 2 parsel, 27827 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olduklarını, davalıların gecekondu ve bahçe yaparak taşınmazları işgal ettiğini ileri sürerek elatmalarının önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar, taşınmaz tapusuz iken yapıların inşa edildiğini, kötüniyetli olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesince “… Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek somut olayda asıl davada taraf olarak gösterilmeyen birleşen davanın davalıları …… Pekmezci yönünden de davanın kabulüne karar verilmekle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. … ” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava için; bir kısım davalılar hakkında dava atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım davalılar hakkında elatmalarının önlenmelerine, ……ların yıkılmasına ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, birleştirilen dava için; bir kısım davalılar hakkında davanın reddine, bir kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar Hatice, Mehmet ve Kemal’in elatmalarının önlenmesine ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne dair verilen karar, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Somut olayda; asıl dava davacılarından …………’in ölü olmasına rağmen Mahkemece adı geçenlerin veraset ilamı getirtilerek mirasçıları davaya dahil edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; davacılardan …………’in veraset ilamının getirtilmesi, mirasçılarının davaya dahil edilerek sonuca gidilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2- Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesinde, (1086 sayılı HUMK’un 388/son md.) hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Mahkemece, bilirkişilerin sunmuş olduğu 25.10.2010 günlü raporu ve eki olan krokinin hükme esas alındığı açıktır.
Ne var ki, nihai kararla bilirkişi raporunun uyumlu olduğunu söyleyebilmek güçtür.
Şöyle ki; anılan raporda davalı ……’in zilyetliğindeki yerin kullanım alanının 429 m² olup, tümünün çekişmeli 7 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı, üzerinde bulunan 14 kapı numaralı yapının alanının 79 m² olmasına rağmen Mahkemece verilen hükümde davalı ……’in 79m² alana yaptığı elatmasının önlenmesi ile krokide gösterilen ……ların yıkılmasına karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; her bir davalı hakkında elatmanın önlenmesine karar verilen yer ile yıkılmasına karar verilen yapıların HMK’nin 297/2.maddesi uyarınca tereddüt yaratmayacak şekilde ayrı ayrı belirtilmesi, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda raporla uyumlu karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
3- Kabule göre de; 25.10.2010 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide duvar ve ağaç belirtilmemesine rağmen hükümde, krokide belirtilen duvar ve ağaçların yıkılmasına karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 13/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.