YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2681
KARAR NO : 2018/18480
KARAR TARİHİ : 12.11.2018
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalının kira sözleşmesi ile kiraladığı taşınmaza ilişkin vekil edenine süresinde ödeme yapmadığını, kira bedelinin ödenmesi ve kiralananın tahliyesi için yapılan adi kiraya ve hasılat kirasına dayalı icra takibine itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptalini ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı ile aralarında kira ilişkisi olmadığını, davacı ile bir müddet evlilik dışı ilişki yaşadıklarını, dava konusu taşınmazın bu sırada kaldıkları ev olup, evin devrini davacı üzerine yaptığını, ilişkilerinin sona ermesinden sonra eşyalarını dava konusu taşınmazdan 2013 yılı Mart ayı sonunda alıp eve bir daha gitmediğini belirterek, davanın reddini ve davacının kötüniyetli olarak hakkında icra takibi yapması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ön inceleme duruşmasında taraflar arası uyuşmazlık kira alacağına ilişkin olarak nitelendirilmiş ve ön inceleme zaptı davacı vekili ve davalı tarafından imzalanmıştır. Tahkikat aşamasında davacı vekili mahkemeye sunduğu 04.11.2014 tarihli dilekçe ile davalının dava konusu taşınmazda fuzuli şagil olup haksız kullanım nedeniyle ecrimisil taleplerinin olduğunu belirtmiş, duruşmada ise davalının fuzuli şagil olduğunu, müdahalenin meni ve ecrimisil taleplerinin olduğunu belirtmesi üzerine mahkemece müdahalenin meni ve ecrimisil davalarında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 Sayılı HMK’nin 141.maddesinin 1.fıkrasına göre; ”Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. “Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise;” İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.
6100 Sayılı HMK’nin 319. maddesinde ise, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar hükmü, 322. maddesinde; bu kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usülü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usülüne ilişkin hükümler uygulanır hükmü düzenlenmiştir. O halde, somut olayda; davacı vekilinin davasını ıslah etmediği,davalının da davacı tarafın iddia ve savunmalarını genişletmesine açık muvafakati bulunmadığına göre; mahkemece uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davası olarak değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Davalının yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcır istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.