Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3913 E. 2019/9967 K. 06.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3913
KARAR NO : 2019/9967
KARAR TARİHİ : 06.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın vekil edeninin annesi adına kayıtlı bulunduğunu, davalının annesinin üvey kardeşi olduğunu, yaklaşık on yıldır taşınmazı ekip diktiğini belirterek, davalının el atmasının önlenmesine ve ecrimsile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, Mahkemece, davacının murisi vasıtasıyla payı oranında maliki olduğu dava konusu taşınmazda, dava tarihi itibariyle davalı …’ın arazinin tümünü kullanmıyor oluşu, diğer paylı maliklerin de kullanabilecekleri yerlerin olması hususları gözetildiğinde davacının dava tarihi itibariyle ortaklığın giderilmesi davası açabilecekken el atmanın önlenmesi davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verildiği; dosya kapsamında mevcut tapu kayıtlarına göre; 1597 parsel sayılı taşınmazda paylı şekilde davacının miras bırakanı …, davalı … ve dava dışı kişiler adına kayıtlı iken dava açıldıktan sonra 5403 Sayılı Yasa’ya göre yapılan toplulaştırma işlemi ile 418 ada 6 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı taşınmazların oluştuğu, taşınmazın bulunduğu yerde yapılan keşifte dava konusu taşınmazın 418 ada 6 parsel sayılı taşınmaz olduğunun belirlendiği, tapu kaydına göre söz konusu parselin tam mülkiyet şeklinde 08.07.2014 tarihinde davacının miras bırakanı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, keşifte dinlenen tanıklar taşınmazı davalı …’ın soğan ekmek suretiyle kullandığını beyan etmişlerdir. O halde, Mahkemece yapılacak keşifte resen oluşan tapu kaydına göre davalı tarafından kullanılan yer belirlenerek teknik bilirkişi tarafından çizilecek krokiye işaretlenip, buna göre el atmanın
önlenmesi ve ecrimisil hesaplanması gerekirken, talep hakkında dosya içeriğine, toplanan delillere uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, sadece 5.000,00 TL harca esas değer üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, ancak talep edilen ecrimisil ve el atılan yerin değerinin ayrı ayrı belirtilmediği, Mahkemece bu hususta davacıya açıklama yaptırılmadığı ve el atmanın önlenmesi talebi yönünden taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden de yargılama sırasında harç ikmalinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle, 6100 sayılı HMK’nun 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıya talep ettiği alacak kalemlerinin her biri yönünden talep ettiği alacak miktarını ayrı ayrı açıklattırılması, sonucuna göre taşınmazın keşfen saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi