YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4332
KARAR NO : 2019/10433
KARAR TARİHİ : 25.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; vekil edenlerinin ve davalının kocasının dava konusu taşınmazda hissedar olduklarını, davalı tarafın vekil edenlerinden izin almadan gayrimenkulü ve üzerindeki iki katlı binayı eğlence mekanı haline getirdiğini, davalı ile görüşüp bedel ödemesi gerektiğini söylemelerine rağmen olumsuz cevap aldıklarından bahisle geriye dönük beş yıllık ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taşınmazda fiili bir kullanım biçiminin otuz yıldır var olduğunu iki katlı binada davacıların bir hakkı bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili 03.10.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında; vekil edenlerinin iki katlı binada hakları olmadığı ve sadece zeminde malik oldukları beyanında bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği gibi; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Açıklanan bu ilke ışığında somut olaya gelince; dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu 2989 nolu parselin 913 m2 miktarında ve arsa niteliğinde olduğu, 02.03.2015 tarihli inşaat mühendisi bilirkişisi Yaşar Şen’in raporunda, davalı tarafından kullanılan alanın toplam 368 m2 olarak belirlendiği, davacı ve davalı tarafın dava dilekçelerinde tanık deliline dayandıkları; ancak, hakim tarafından ön inceleme duruşmasında sadece davalı tarafa tanık listesi sunması için süre verildiği, davacı tarafa bu hususta bir süre verilmediği; ayrıca davacılar vekilinin ön inceleme duruşmasında vekil edenlerinin sadece zeminde mülkiyet haklarının bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki yapılarda bir haklarının mevcut olmadığının bildirildiği görülmüş; tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece yapılması gerekenin, davacı tarafa tanık listesinin sunulması için süre verildikten sonra tanıklarının dinlenilmesi sureti ile dava konusu parselde davacıların kullanımına müsait bir yer olup olmadığının belirlenmesi iken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.