Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4710 E. 2020/1254 K. 12.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4710
KARAR NO : 2020/1254
KARAR TARİHİ : 12.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalılar …, …, … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkili ile davalıların kardeş olduklarını, babalarının 1998 tarihinde annelerinin 2010 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak davalı ve davacıların kaldığını, tapunun … ilçesi, … mahallesi, … mevkiinin 411-412-413 parseller ile … mahallesi, 64 parsel, … mahallesi 220, 271 parsel ile 11-26 ve 76 parselin tamamı ile …’de yer alan 470 ve 471 parsellerin 13/48’inin murisi Arzı adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazları davalıların kullandığını, müvekkiline para ödemediklerini, …’in 11, 76, 470, 471 parselleri, … …’in 26, 411, 220 parselleri, …’in 412 parseli, …’in 413, 271 parselleri, tüm davalıların birlikte 64 parseli kullandıklarını, dava konusu yerlere ilişkin kesinleşmiş ortaklığın giderilmesi kararı bulunduğunu belirterek, 2011 yılından dava tarihine kadar toplam 27.120 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar tarafından süresi içinde cevap verilmemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazların kullanım durumunu ispat yükü davacıya aittir. Davacı tarafın tanık deliline dayandığı, mahkemece davacının süresi içinde bildirdiği tek tanığı olan eşi …’in dinlendiği ve davacının davalıların kullanımına ilişkin iddialarının ispatlanamamış olduğu görülmektedir. Dava konusu taşınmazların niteliği, davanın ecrimisile yönelik oluşu ve yukarıda belirtilen ilkeler karşısında ispatlanamayan davanın reddi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.