YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4741
KARAR NO : 2019/8328
KARAR TARİHİ : 01.10.2019
MAHKEMESİ :
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … Bölge Müdürlüğü, paydaşı olduğu 525 ada 21 parsel sayılı taşınmazı davalının hiçbir haklı nedene dayanmadan kullandığını ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, taşınmazın yeni yapılan yola giriş – çıkış yeri olarak belirli bir kısmının kendileri tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle ecrimisil isteğinin kısmen kabulü ile 19.340 TL ecrimisilin kademeli faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, arsa nitelikli 525 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 363052/549100 pay ile davacı, 144/425 pay ile de dava dışı Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın geldisinin 2349 parsel sayılı taşınmaz olarak davacı adına kayıtlı olduğu, 12.07.2013 tarihli imar uygulaması sonucu davaya konu taşınmazın oluştuğu, davalı şirket ortağı tarafından taşınmazın dere yatağında kalan kısmının bu vasıfla 01.02.2005 tarihinde 3 yıllık kiralandığı ancak gelecek dönemlere ilişkin kira sözleşmesinin yenilenmediği, imar öncesi 2349 parsel sayılı taşınmazda davalı şirketin müdahale ettiği alanın 552m², yeni oluşan 21 parsel sayılı taşınmazda ise kullanılan alanın 1470m² ve davacının payına düşen alanın 971m² olduğu, ecrimisil hesabının ise 971m² üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; davacının 12.09.2014 havale tarihli dava dilekçesi ile 01.05.2012 – 31.06.2014 tarihleri arası ecrimisil talep ettiği, imar uygulamasının 12.07.2013 tarihinde yapıldığı bu tarihten öncesinde davacı taşınmazda malik olup 552m² alanın davalı şirket işgalinde olduğu, imar sonrası oluşan yeni parselde ise davacı paydaş olup payına oranla 971m² alanın davalı şirket işgalinde olduğu açıktır.
Hal böyle olunca; imar uygulaması gözetilerek, imar öncesinde müdahale edilen alan ile imar sonrasında müdahale edilen alanın değiştiği değerlendirilip, imar uygulaması öncesinde 552m² alan üzerinden tespit edilecek ecrimisil ile uygulama sonrasında davalı şirket işgalinde olan alan üzerinden davacının payı oranında hesap edilecek ecrimisilin toplanması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken imar uygulaması gözardı edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 01/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.