Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4841 E. 2020/3740 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4841
KARAR NO : 2020/3740
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin müşterek maliki olduğu 208 ada 8 ve 9 parsel üzerinde bulunan tek katlı dükkana, davalının geçerli bir sebebe dayanmaksızın uzun yıllardan beri büfe olarak kullanmak suretiyle elattığını açıklayarak, haksız müdahalenin önlenmesini ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 13.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ve ihbar olunan … vekili, davalının taşınmazda kiracı sıfatıyla bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmesi geçerli olmadığından bahisle elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, uzun süre kullanıma karşı çıkmayan davacının davalıya herhangi bir ihtar yapmadan ecrimisil talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişiye yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların murislerinden intikal eden dava konusu taşınmazda 23.12.1969 tarihli intikal sonrasında müşterek malik durumuna geldikleri, davalının 1981 yılı itibariyle taşınmazın tüm paydaşlarının kiracısı olarak dava konusu taşınmazda ticari faaliyette bulunduğu, bu durumun 1981 ve devamı tarihli işyeri açma, ruhsat ve ticaret sicil gazetesi ilanı ile dava dışı paydaş …’a yapılan kira ödemelerine ilişkin banka dekontlarından ve aradan geçen uzun sürede tapu maliklerinin kira ilişkisine itiraz etmemelerinden anlaşıldığı, taşınmazın tüm paydaşlarının katılımı ile düzenlenen 24.02.2008 tarihli harici taksim sözleşmesi ile dava konusu taşınmazların ihbar olunan …’a kaldığı ve bu tarihten sonra kira bedellerinin ihbar olunan Havva’ya ödendiği anlaşılmaktadır. Harici taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihte malikler arasında paylı mülkiyet esasına tabi mülkiyet bulunduğundan, sözleşmenin tapu iptali ve tescil bakımından hukuki değeri bulunmasa da kullanım bakımından tüm maliklerin katıldığı anlaşmaya değer verilmesinin gerektiği, bu anlaşmaya göre dava konusu 8 ve 9 parselin bırakıldığı paydaş …’ın kiracısı sıfatıyla davalının taşınmazı kullandığı anlaşıldığından, elatmanın önlenmesi talebi yönünden de davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.