Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4913 E. 2020/4705 K. 08.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4913
KARAR NO : 2020/4705
KARAR TARİHİ : 08.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Paydaşlar Arasında Ecrimisil İstemine İlişkindir

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 1832 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan, mesken niteliğindeki 5 numaralı bağımsız bölümün, taraflara 04.01.2010 tarihinde vefat eden murisleri …’dan intikal ettiğini, bilahare davalının hileli davranışlarla, müvekkilinin taşınmazdaki hissesini kendi adına tescil ettirdiğini, bu hususta taraflar arasında görülen davanın müvekkili lehine sonuçlanarak 1/4 hissenin yeniden müvekkili adına tescil edildiğini, davalının murisin ölüm tarihinden bu yana taşınmazı kiraya vererek gelir elde ettiğini öne sürerek, 04.01.2010-02.04.2014 tarihleri arasındaki dönem için toplam 5.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilirkişi raporu uyarınca davasını 11.250,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu bağımsız bölümdeki 1/4 miras hissesini 30.000 TL bedelle müvekkiline sattığını, bilahare hile hukuksal nedenine dayalı olarak Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/152 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını, anılan davanın davacı lehine sonuçlandığını, ancak kararın kesinleşme tarihi olan 10.09.2012 tarihine kadar müvekkilinin dava konusu dairenin tamamını malik sıfatıyla elinde bulundurduğunu, müvekkili tarafından ödenen ve satış bedeli tutarı olan 30.000 TL için de hapis hakkı tanındığını, bu tutarın icra yoluyla tahsil edilebildiğini, semenin iadesine kadar müvekkilinin hapis hakkı bulunduğundan bu dönem için ecrimisil istenemeyeceğini, tüm bunların yanısıra söz konusu dairenin hemen kiraya verilmediğini, tüm bu safahat boyunca uzunca bir süre boş durduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın, haksız eylemleri neticesinde yolsuz olarak davalı adına tescil edildiği, davalının hileli davranışlarının mahkeme kararı ile sabit görülerek satışın iptal edildiği, bu nedenle talebin başlangıç tarihinin murisin ölüm tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen miktardan davacının aldığını kabul ettiği tutarın düşülmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 11.025,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1832 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan, mesken niteliğindeki 5 numaralı bağımsız bölüm tarafların ortak miras bırakanı … adına kayıtlı iken, 23.03.2010 tarihinde intikal yolu ile 1/4 hissesinin davacı, 3/4 hissesinin ise davalı adına tescil edildiği, davacının hissesinin 24.03.2010 tarihinde satış sureti ile davalı adına tescil edildiği, anılan satışa ilişkin olarak 12.04.2010 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/152 Esas, 2011/256 Karar sayılı dosyası ile hile hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının miras payını, davalının hileli davranışları sonucu satış yoluyla temlik ettiğinin sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümünün davalı adına kayıtlı olan 1/4 payının iptali ile davacı adına tesciline, satış bedeli olan 30.000 TL ödeninceye kadar davalıya hapis hakkı tanınmasına karar verildiği, Mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek 10.09.2012 tarihinde kesinleştiği, satım bedelinin tahsili için davalı tarafından davacı aleyhine, İstanbul 20.İcra Müdürlüğünün 2012/17469 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, takip konusu alacağın son tutarının 24.02.2014 tarihinde takip dosyasına yatırıldığı, dosya içerisinde bulunan kira sözleşmesi örneğine göre dava konusu bağımsız bölümün 01.07.2010 tarihinde davalı tarafça kiraya verildiği, davacının ise murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme (04.01.2010-02.04.2014) ilişkin olarak ecrimisil isteğinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Tüm bunlardan ayrı olarak, satış bedelinden kaynaklanan hapis hakkı sahibi, satış bedeli kendisine ödenmeden temerrüde düşmüş sayılamayacağından, para geri verilinceye kadar yararlandığı ürünler bedelini tazmin ve ecrimisil ödemekle sorumlu tutulamaz.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 24.03.2010 tarihinde düzenlenen satış sözleşmesinde belirlenen ve davalı tarafından ödenen satış bedelinin 24.02.2014 tarihinde davalıya iade edildiği, davalının Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/152 Esas, 2011/256 Karar sayılı ilamı kapsamında tanınan hapis hakkı nedeni ile ödediği bedel geri verilinceye kadar ürün bedeli ve ecrimisil ödemekle yükümlü bulunmadığı, bu durumda Mahkemece davalının, satış bedelinin ödendiği tarih ile dava tarihi (24.02.2014-02.04.2014) arasındaki dönem için hesaplanacak ecrimisil bedelinden, davacı tarafça ödendiği kabul edilen tutarın düşülmesi sureti ile bulunacak miktar kadar sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.