Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4976 E. 2020/3916 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4976
KARAR NO : 2020/3916
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, 1004 ada 4 nolu parsel sayılı taşınmazda bulunan müvekkiline ait binanın bodrum katında 560 m2 bölümün dershane olarak kullanılmak sureti ile davalılarca işgal edildiğini belirterek, dava konusu yere el atmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 7.312,84 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, dava konusu yerin atıl durumda olduğundan dershane olarak kullanılmak üzere kiralanması için davacı kurum yetkilisi ile görüştüğünü, olumlu yanıt alması üzerine anahtarı alarak diğer davalı ile birlikte tadilat yaptıklarını, ihale için hazırlıklar tamamlanmış ve gün belirlenmişken davacı kurumca son anda vazgeçildiğini, işgalci olmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “kat mülkiyetinden doğan her türlü anlaşmazlık, müddeabihin miktar ve değerine bakılmaksızın Sulh Mahkemesinde çözümlenir.” gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, görev, kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır.
6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin, 4. maddesi Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görev alanının düzenlendiği HMK 4/ç bendi “ Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler” şeklindedir. Bu düzenlemeden Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olup olmadığı hususunda özel yasalara atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Ek 1. maddesi “Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümlenir” hükmünü içermektedir.
Öte yandan, bir uyuşmazlığın 634 sayılı Yasa kapsamına girip girmediğinin tespitinde davacının kat maliki olması, davalının kat maliki olması ve uyuşmazlık konusunun ortak alan olması ölçütlerinin doktrin ve yasal içtihatlarda benimsendiği açıktır.
Somut olaya bakıldığında, davacının kat maliki olduğu, çekişmeli yerin ortak alan niteliğinde olduğu ve ancak davalıların kat maliki olmadıkları, yabancı kişi durumunda bulundukları gözetildiğinde, söz konusu uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Yasası’ndan kaynaklanmadığı, Türk Medeni Kanunu’nun 683/2. maddesi hükmünde öngörülen mülkiyetin korunmasından kaynaklandığı açıktır. Bu nitelikteki istekler bakımından 6100 Sayılı HMK’nin 2. maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Hal böyle olunca, Mahkemece işin esasının incelenmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.