YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5057
KARAR NO : 2020/5849
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenlerinden …’nun dava konusu 31 parsel sayılı taşınmazda davalı ile paydaş olduğunu, taşınmazın davalı tarafından kullanıldığını, vekil edenlerinden …’ın ise dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazda davalı ile paydaş olduğunu ve bu taşınmazın da davalı tarafından kullanıldığını açıklayarak 26.996,00 TL ecrimisil alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 21.1.2016 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 40.007,10 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiş, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a) Her ne kadar, Mahkemece, 31 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak 2010 ila 2015 yılları için ecrimisil hesabı yapılarak hüküm altına alınmış ise de, dava konusu 31 parsel sayılı taşınmazın dosya arasında bulunan tapu kaydının incelenmesinden, davacılardan …’nun sözkonusu taşınmazda 25.3.2014 tarihinde bağış yolu ile hissedar olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca 31 parsel sayılı taşınmazın tedavül kayıtları getirtilmek suretiyle, ecrimisil talep edilen dönemlere ilişkin olarak davacının taşınmazda hak sahibi olup olmadığı hususları araştırılmadan, davacının taşınmazda paydaş olduğu dönemi aşacak şekilde ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
b)Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, bilirkişiler tarafından, 31 parsel sayılı taşınmazın iki ayrı parçaya bölünmek suretiyle bir kısmı için kivi bahçesi olarak bir kısmı için ise ticari kira bedeli üzerinden hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, dava konusu her iki parsele ilişkin olarak, tarla vasfı ile ürün gelir yöntemine göre yapılacak hesaplamalarda, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorularak, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilerek hesaplama yapılması gerekirken, daire ilke ve uygulamalarına uygun olmayacak şekilde, dava tarihi itibariyle tespit edilen rakama endeks uygulamak suretiyle hesaplama yapılması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2-a ve 2-b) bentlerinde açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 6.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi