YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5060
KARAR NO : 2020/5833
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri olan anneleri …’in 05.11.1987 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu 752 parsel sayılı taşınmazda murislerinin 1/3 hissesinin bulunduğunu, ancak taşınmazın diğer hisse malikleri olan davalılar tarafından kullanıldığını, davalılara taşınmazdaki hisselerini kullanacaklarını söylediklerini ancak davalıların buna izin vermediğini, kira bedeli de ödemediklerini, murislerinin vefatından bu yana taşınmazı kullandıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.500,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemişler, davacılaran … vekili, 06.01.2016 tarihli dilekçe ile, bilirkişi raporu doğrultusunda, davayı 9.000,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın davacıların murisi tarafından vekil edenine satıldığını, ancak tapuda işlem yapılmadığını, dava konusu yeri 1987 yılından beri kullandığını ve davacıların bu zamana kadar ses çıkarmadığını, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, davacıların gönderdiğini iddia ettikleri ihtarnamenin vekil edenine tebliğ edilmediğini, kaldı ki taşınmazın tamamının kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, duruşmada alınan beyanında, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, dosya arasına alınan 30.12.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda taşınmaz için belirtilen; 2010 yılı için 1.200,00 TL, 2011 yılı için 1.320,00 TL,2012 yılı için 1.440,00 TL, 2013 yılı için 1.560,00 TL, 2014 yılı için 1.680,00 TL, 2015 yılı için 1.800,00 TL, toplamda 9.000,00 TL ecrimisil bedelinin her dönem sonu işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıların miras hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlararası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 752 parsel sayılı taşınmazın, 12.000,00 yüzölçümünde ve tarla niteliğinde olduğu, 1/3 hissesinin davacılar murisi … adına, 1/3’er hissenin de davalılar … ile … adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olaya gelince, davalı …, dava konusu yeri harici satıma dayalı olarak kullandığını iddia etmiş, davacılar da murisleri olan …’in ölüm tarihi olan 1987 tarihinden beri dava konusu taşınmazı davalıların kullandığını belirtmişlerdir. Her ne kadar harici satım ve dava konusu taşınmazın kullanımı konusunda davalı tanıkları dinlenmiş ise de, davacılar da dava dilekçelerinde tanık listesi vermelerine ve vazgeçmede olmamasına rağmen davacı tanıkları dinlenmemiştir. O halde, davalıların kullanımının haklı bir nedene dayanıp-dayanmadığı husususunun ( harici satım/uzun süreli kullanım ) tespiti için, davacı tanıklarının dinlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davacı tanıkları da dinlendikten sonra, davalıların kullanımının haklı bir nedene dayandığının kabulü halinde ise, davacıların dava dilekçesi ekinde, davalıların taşınmazı kullanmaması hususunu ihtiva eden, adi yazılı ve 01.12.2014 tarihli davalıların muhatabı olduğu ihtarname ve posta alındısı sunduğu anlaşıldığına göre, bahse konu ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak, tebliğ edilmiş olması halinde, tebliğ tarihi itibariyle, davalıların dava konusu taşınmazın kullanımlarının iyiniyete dayandığının kabul edilemeyeceği hususu gözönüne alınarak, tebliğ tarihinden itibaren davalılar aleyhine ecrimisile hükmedilmesi gerekecektir. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi yanlış olmuştur. O halde Mahkemece, yapılacak iş, dava konusu taşınmazın kullanımının harici satıma dayalı olup olmadığının davacı tanıkları da dinlenilerek açıklığa kavuşturulması, kullanımın haklı bir nedene dayandığının kabulü halinde, dosya içerisinde yer alan ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Bundan ayrı, hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, Mahkemece keşif sonrası alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söylebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, eldeki bilirkişi raporu az yukarıda bahsi geçen hususları ihtiva etmediğinden ve davalıların tapudaki hisseleri dahi gözönüne alınmadan hesaplama yapıldığından hüküm kurmaya elverişli değildir.
Tüm bu hususlar gözönüne alınmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması yanlış olup, hükmün açıklanan tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.