YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5061
KARAR NO : 2020/6416
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin 2068 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının vekil edeninin taşınmazı üzerine kısmen ev yapmak suretiyle işgalci konumunda olduğunu belirterek, vekil edeninin taşınmazına yapılan haksız müdahalenin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki yapının kal’ine ve fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsil edilerek vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiş, 05.01.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile ecrimisil talebini bilirkişi raporu uyarınca 5.320,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı 13.11.2012 tarihinde satın aldığını, satın aldığında parsel üzerinde ev olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının dava konusu 2068 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 25.11.2015 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile belirtilen 84.78 metrekarelik kısmına yönelik müdahalesinin meni’ne, fen bilirkişisinin 25.11.2015 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile belirtilen 84.78 metrekarelik ev ve sundurma olarak yapılan kısmın kâl’ine, 5.320,00 TL ecrimisilin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davalı vekilinin el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davalı vekilinin yıkım ve ecrimisil isteğinin kabulüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2068 parsel sayılı taşınmazın 499,00 m2 yüzölçümünde arsa niteliğinde davacı adına, 1469 parsel sayılı taşınmazın ise 942/2537 hissesinin 13.11.2012 tarihli satış işlemi ile davalı ve dava dışı malikler adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elatmanın önlenmesi istekli davalar, doğrudan bu eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılabilir, davalı sıfatı yükleneceklerin kayıt maliki olmaları aranmaz. Bununla birlikte, davada yıkım isteğinin de bulunması halinde, yıkımı istenen yapı, TMK’nin 684 ve 718.maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) haline geleceğinden ve taşınmazın mülkiyetine tabi olacağından, ayrıca; yıkım istekli davalarda, yargılama sonucu verilecek karar davada taraf olmayan paydaşları da etkileyeceğinden, anılan taşınmazlardaki tüm kayıt maliklerinin davada taraf olmalarında zorunluluk vardır.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda dava konusu evin bulunduğu taşınmazın tapu kayıtlarının dosya arasına alınarak kayıt maliki olan diğer paydaşlar yönünden de taraf teşkili sağlanarak, yapılacak yargılamada hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek karar verilmiş olması doğru değildir.
Yine, bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise, ilk dönem
için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2014 yılı için nasıl belirlendiği belli olmayan bir değer belirlenip, o döneme endeks uygulanarak sonuca gidilmiş, ecrimisil hesabının, önceki tarihten başlayarak ileriye doğru ÜFE artış oranlarının uygulanması suretiyle tespit edilmesi gerekirken, son yıldan başlayarak önceki tarihe doğru hesap yapılmıştır. Bu şekilde Yargıtay ve Daire uygulamaları ile bağdaşmayan bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmesi de doğru görülmeğinden hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin yıkım ve ecrimisil isteminin kabulüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.