YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5250
KARAR NO : 2020/5401
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 119 ada 34 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine murislerinden intikal ettiğini, davalı köy muhtarının müvekkillerinin rızasını almadan, dava konusu taşınmazdan kendisine yol tahsis etmek amacı ile kamuya tahsis edilen iş makinesi ile yol açtığını, yolun davalının şahsi tasarrufu ile yapılan bir müdahale olduğunu, herhangi bir kamulaştırma işleminin yada idarenin bu yönde kamuya tahsisli bir projesinin ürünü olmadığını, davalının müdahalesinin taşınmazın bütünlüğünü bozarak ekonomik olarak da değer kaybına sebebiyet verdiğini öne sürerek, davalının haksız müdahalesinin menine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, köy muhtarı olarak iş makinesi ile düzeltme yaptırdığı yolu şahsı için yaptırmadığını,bu bölgede şahsına ait tapulu arazisinin olmadığını, dava konusu yolun bu bölgede arazisi bulunan dört mahallenin yolu olup bundan başka yollarının olmadığını, köy muhtarı, köy ihtiyar heyeti ve vatandaşlar ile birlikte yolu düzelttirdiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde kadastral bir yol mevcut olmadığı, geçit hakkına yönelik herhangi bir irtifak hakkı da tesis edilmediği, fen bilirkişilerince tanzim edilen rapor ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 63,36 m² kısma yönelik iş makinesi ile düzeltme işleminin yapılarak müdahele edildiği, iş makinesi ile tarımsal verimliliğe haiz yüzey toprakları tahrip edildiğinden bu kısımda ekonomik üretim yapılamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davalının 119 ada 34 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişilerince tanzim olunan 19.05.2015 tarihli raporda A harfi ile gösterilen 63,36 m² lik kısmına yapmış olduğu müdahalesinin menine, 800,87 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 119 ada 34 parsel sayılı taşınmazın 25.09.2008 tarihinde davacıların murisi Muhammet Demir adına tescil edildiği, 63,36 m2’lik kısmının yol olarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazın daimi köy yoluna yaklaşık 300 metre mesafede olduğu, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından tanzim olunun rapor ve tanık beyanlarının içeriğine göre iş makinesi ile düzeltme yapılan yolun ana köy yolundan başlayıp davacıların taşınmazında sonlandığı tespit edilmiştir.
Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekir. Bir kimsenin muayyen bir davada kendisine izafe edilen davacı ve davalı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususu bir usul hukuku meselesi olmayıp maddi hukuka göre tayin edilen ve dava konusu hakkın özüne taalluk eden bir meseledir. Sıfatın bulunmaması halinde verilen karar davanın mesmu olmadığına dair olmayıp davanın esasına dair bir karardır (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2.baskı 1968 sh.233). Uygulamada taraf sıfatı yokluğu “husumet” kavramı ile ifade edilmektedir.
Somut olaya gelince; davalı Çermik Köyünün muhtarıdır. 119 ada 34 parsel sayısını alan taşınmaz bu köyün sınırları içerisindedir. Davacılara ait parsele köy yolunun yapımı sırasında tecavüz edildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir. 442 sayılı Köy Kanunu’nun 10. maddesi hükmünce muhtar köyün başıdır. Kanuna göre köy işlerinde söz söylemek, emir vermek ve emrini yaptırmak muhtarın hakkıdır. Ancak, muhtar tüm bu işlemleri köy adına yapacağından şahsi kusuru dışındaki iş ve işlemlerden kaynaklanan davalar dışındaki davanın tüzel kişiliği bulunan köye yöneltilmesi gerekir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, köy tüzel kişiliğine değil doğrudan köy muhtarına yöneltilen davanın husumet noktasından reddi yerine esasının incelenerek hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.