Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5315 E. 2020/5089 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5315
KARAR NO : 2020/5089
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmaz hakkında davalı … ile daha önce kira sözleşmesi yapıldığını ancak sözleşme yenilenmediğinden diğer davalı ile birlikte işgalci durumuna girdiklerini belirterek, 01.01.2012-19.06.2012 tarihleri için ecrimisil talep etmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı … duruşmadaki beyanında, taşınmazda kendisinin oturduğunu, diğer davalı …’in oturmadığını, daha önce yapılan kira sözleşmesini devralmak için davacı kuruma talepte bulunduğunu, kira sözleşmesinin devam ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaza ilişkin davacı kurum ile davalı … arasında 16.06.2008 tarihinde 10.06.2008 başlangıç tarihli 31.12.2008 bitiş tarihli kira sözleşmesi yapılmış, sözleşmenin 2886 sayılı Yasa’ya göre yapıldığına dair herhang bir şerh konulmamıştır.
Kiralanan yer niteliği itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun adi kira hükümlerine tabi olup 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 327. (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 263. ) maddesi gereğince sözleşmede açık ya da örtülü biçimde bir süre belirlenmiş ise, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar bu durumda açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Dosyada mevcut belgelerden taraflarca sözleşmenin feshine ya da devamına ilişkin bir ihtar olmadığına göre kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmüştür.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinin 1. fıkrası; “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.” hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca; davalı tarafın kira ilişkisinden kaynaklanan kullanım hakkının bulunduğu ve dava tarihi itibariyle kira süresinin devam ettiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Davalı … vekili ve davalı …’ın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.