YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5410
KARAR NO : 2020/5484
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, paylı mülkiyete tabi 416 parsel sayılı 62.265,07 m2’lik taşınmazda 8.600 m2 hissesine düşen paya, paydaş olmayan … Traktör Bayilik ve servis binası inşa edilerek elattığını ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ile yapıların yıkılması istenmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazda 3202097123/40642560 payın hisse sahibi …’dan kiraladıklarını, kiraya verenin hissesinin karşılığı 64833,05 m2’nin taşınmazın tamamının % 78,81’ine tekabül ettiği, kiraya veren paydaşın kullanımında olan yerin kiralandığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paylı mülkiyete tabi çapa bağlanmış taşınmaza paydaş olmayanın el atmasının önlenmesi ile yıkım istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu taşınmazda davacı ve davalıya taşınmazı kira sözleşmesi ile kiraya veren ihbar olunan paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Açıklanan hukuki olgular ışığı altında somut olaya gelince; Mahkemece, hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 416 parsel sayılı taşınmazın susuz tarla niteliğinde tapuda kayıtlı olduğu, davacı …’ın 21430307/203212800 payını 21.06.2006 tarihli satış işlemi ile edindiği, davacının payına 8675,47 m2’ye tekabül ettiği, davalının dava konusu taşınmazda az ya da çok yeri bulunamamaktadır. Davalı …’nin taşınmazda hissesi bulunmamakla, taşınmazı kiraladığı ihbar olunan …’ın 3202097123/4064256000 hissesi ile tapuda kayıt maliki olduğu, …’ın payına 64.814,01 m2’ye tekabül ettiği, taşınmazda dava dışı pay maliklerin olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz üzerinde John dere isimli traktör firmasının bayiliği olup, 230 m2 idare binası, 470 m2 idare depo, 1950 m2 avlu olarak kullanılan toplam alanın 2650 m2 olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, az yukarıda da belirtildiği üzere uyuşmazlığın TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmekte olup, Mahkemece yapılacak iş, dava konsu taşınmazın bulunduğu yerde, uzman bilirkişiler aracılığı ile gerekir ise yeniden keşif yapılarak, keşif mahalinde tanıkların dinlenilmesi, ihbar olunan Fereşin davalı …’nin kullandığı yer haricinde dava konusu taşınmazda kullandığı diğer yerlerin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak tespiti gerekmektedir. Pay sahibi …’ın taşınmazdaki kullandığı yerlerin toplamı, payına isabet eden 64.814,01 m2 karşısındaki durumu belirlenmeli, davalıya kiraya veren …’ın payından az yer kullandığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmesi, davalıya kiraya veren …’ın payına isabet eden miktardan fazla yer kullanıldığının anlaşılması halinde ise, davacının payı gözetilerek payı oranında el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.