Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5428 E. 2020/5211 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5428
KARAR NO : 2020/5211
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men’i Ve Paylı Malın Kullanımının Zaman Olarak Belirlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davacının ve davalılardan …’nin 485 parsel sayılı taşınmazda 1/2 hisse sahibi olduğunu, davacının kardeşleri dava dışı …, … ve davalı …’nin oğlu olan davalı … Havre ile birlikte dava konusu parselde su kuyusu açmak için anlaşarak giderlerini karşılamak suretiyle su kuyusu açtıklarını, ancak 02.09.2012 tarihinde davalıların davacıların tarlalarını sulamasına engel olduklarını, su motorunu ve vanaları kapatarak anahtarlara el koyduklarını, 4721 sayılı TMK nin 693 md. gereğince davaya konu sulama suyunun kullanılmasının her bir paydaşın maliki olduğu taşınmaz sayısı, yüzölçümü vb kriterler nazara alınarak “zaman” itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesine ve müdahalenin menine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile müdahalesinin menine, Samandağ Noterliği’nin 23.03.1999 tarihli ve 2623 Yevmiye nolu taahhütnamesin de belirtilen kuyu ve bu kuyudan su çeken pompadan; …, …, …, …’nin yararlanmalarına, masrafların kullanım miktarınca taraflarca ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin meni ve TMK’ nin 693 md. gereğince paylı malın kullanımının zaman olarak belirlenmesi istemlerine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2..Davalı vekilinin TMK’nin 693 md. gereğince paylı malın kullanımının zaman olarak belirlenmesi ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda paylı mülkiyet, yasanın 688 ile 700.maddelerinde düzenlenmiş, düzenlemede, genellikle 1926 tarihli önceki yasa hükümleri dikkate alınmış, “Yönetim ve Tasarruf’ “a ilişkin bazı konularda açıklık sağlanmış, bu arada 693.madde ile de önceki yasadan farklı bir yasa hükmü getirilmiştir.
Sözü edilen maddede aynen “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık halinde yararlanma ve kullanma şeklini hakim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir. Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşlara temsilen sağlayabilir” ifadelerine de yer verilmiştir. Önceki yasada bu maddeyi tam olarak karşılayan bir hüküm mevcut değildir. Özellikle, hükümet gerekçesinde değinildiği gibi, maddenin ikinci fıkrası ile paydaşlar arasında, paylı malı kullanma ve bu maldan yararlanma şekliyle ilgili olarak ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde hakimin yetkili olduğu; bu bölünmenin paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle bölünme biçiminde mümkün olacağı dile getirilmiştir.
Maddede hakime tanınan yetki, paylı malın yer itibariyle olduğu kadar, zaman bakımından da bölünebileceği esasına dayandırılmıştır.
Yasanın paylı mülkiyete ilişkin hükümleri bütün olarak incelendiğinde, 688. maddeden, 695. maddeye kadar, paylı taşınmazda yönetim, tasarruf, yararlanma, koruma, giderlere katılma ve bu konularda paydaşlarca verilen kararların etkisi düzenlenmiş, bu suretle paydaşların mülkiyet haklarını bir çekişmeye meydan vermeden, uyum ve düzen içerisinde kullanmaları amaçlanmıştır. Böyle bir amacın gerçekleşme olasılığı bulunmayan hallerde, sorunlu paydaş yönünden paydaşlıktan çıkarma (Mad. 696, 697), nihayet paylı mülkiyetin sona ermesi (Mad. 698, 699) düşünülmüştür. Görüldüğü üzere yasa koyucu, öncelikle, kimi halde devamı zorunlu paylı mülkiyet ilişkisinin ayakta tutulmasına özen göstermiş, paydaşlık ilişkisinin ve paydaşlığın sona erdirilmesini son çare olarak amaçlamıştır.
Yasanın bu amacı 693/2. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, mülkiyet çekişmesi ve sorunu olmayan paylı taşınmazlarda, kullanma ve yararlanma biçimi yönünden hakimin müdahale zorunluluğu bulunduğu tartışmasızdır.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeli 485 parsel sayılı “ narenciye bahesi vasfında” niteliğindeki taşınmazın, paylı mülkiyete konu olduğu, davalı … dışındaki dava taraflarının taşınmazda paydaş bulundukları anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, mülkiyet uyuşmazlığı yoktur. Çekişme, söz konusu taşınmazda bulunan su kuyusunun kullanılma ve yararlanma biçiminin ne olması gerektiği noktasındadır. Mahkemece, davacı … ile davalılardan … ile dava dışı taşınmazda pay sahibi olmayan … ve …’nin taraf olduğu Samandağ Noterliği’nin 23/03/1999 Tarih ve 2623 Yevmiye nolu düzenleme şeklindeki taahhütname dikkate alınarak taahhütnamede belirtilen kuyu ve bu kuyudan su çeken pompadan …’nin her ayın 1. Haftası, (pazartesi gününden başlamak üzere,) …’nin her ayın 2. Haftası, (Pazartesi gününden başlamak üzere,) …’nin her ayın 3. haftası,(pazartesi gününden başlamak üzere,) …’nin her ayın 4. haftası, (Pazartesi gününden başlamak üzere,) kullanma şeklinde yararlanmalarına, masrafların kullanım miktarınca taraflarca ödenmesine karar verilmiştir. TMK’nin 693. maddesi tapuda pay malikleri paylaşımı düzenlenmiştir. Tapuda pay sahibi olmayan … ve … lehine kullanma şeklinde yararlanma hakkı tanınması TMK’nin 693. maddesi gözardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halin de temyiz edene iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.