Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5442 E. 2020/5213 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5442
KARAR NO : 2020/5213
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi : …
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Haksız İşgal Tazminatı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın meni müdahale isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın kabulüne, birleşen davadaki meni müdahale ve ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Asıl ve birleşen davada davacı vekili; vekil edeninin 8581 ada 6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki apartmanın tamamının maliki olduğunu, davalıların bu apartmanın 2 ve 4 numaralı dairelerini fiilen ayrı ayrı işgal ettiğini, 2 ve 4 numaralı dairelere müdahalenin meniyle davalıların dairelerden tahliyesi ve işgalin gerçekleştiği tarihten ecrimisilin aylık dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davanın meni müdahale isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden davanın kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; müdahalenin meni ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … vekilinin asıl davaya ilişkin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; davaya konu edilen ve ecrimisile hükmedilen 8581 ada 6 parselde arsa niteliği ile dava tarihinde 37/40 hissesi davacı … ile 3/40 hissesi dava dışı Ayşe Şarlaklar adına hisseli olarak tapuda kayıtlı olduğu, mahkemece davacının payına isabet eden miktarda ecrimisil isteyebileceği gözetilerek davacının payı oranında ecrimisil kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
b.Ecrimisile bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının ecrimisil alacağına dönem sonlarından itibaren faiz talep ettiği, Mahkemece, 5 yıllık ecrimisilin tamamınına dönem sonu ve faizin başlangıç tarihi belirtilmeksizin dönem sonları tarihinden itibaren faiz hükmedildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, alacağa dönem sonları hükümde açıkça belirtilmek suretiyle faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde faize hükmedilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ : Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalılara iadesine 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.