Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5453 E. 2020/6830 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5453
KARAR NO : 2020/6830
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar … ve … vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki olduğu dava konusu taşınmaza davalıların tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine, muhdesatın kal’ine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen dava davacıları (bir kısım asıl dava davalıları) … … ve … vekili, fiili durumla kadastro sınırlarının farklı olduğunu belirterek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi gereği düzeltim yapılması talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne ve birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar … ve … vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil; birleştirilen dava ise tapu kaydında düzeltim istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden, dava konusu 1072 parsel sayılı, 5.000 metrekare alanlı taşınmazda davacının ve davalılardan …’ın paydaş olduğu; 703 parsel sayılı, 3.500 metrekare alanlı taşınmazda davalılar … ve …’ın yarı yarıya paydaş olduğu; yine 1073 parsel sayılı, 1.700 metrekare alanlı taşınmazda ise davalılardan …ın 1/2 oranında paydaş olduğu; mahkemece birleştirilen davada, tapu kaydında düzeltimi gerektirir bir durum olmadığına dair 16.02.2011 tarihli Kadastro Müdürlüğü yazısı, mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen raporlar ve tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın tapu kaydının düzeltilmesine dair açtığı davanın reddine karar verildiği; asıl dava açısından ise kayda üstünlük tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği sabittir.
Eldeki davada, asıl ve birleştirilen davalar için 16.03.2016 tarihinde karar verilmiş olup, temyiz eden bir kısım davalı-birleştirilen davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan ek beyan dilekçesiyle dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi uyarınca çalışma yapıldığı iddia edilmiş, dairemizce dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda Kadastro Kanunu 22/A maddesi uyarınca çalışma yapılıp yapılmadığı ve taşınmazların alanlarında bir değişiklik olup olmadığı hususlarındaki bilgi ve belgelerin ilgili kurumlardan istenilmesi hususunda yerel mahkemeye eksiklik talep yazısı gönderilmiş olup, … Valiliği Kadastro Müdürlüğünce 27.10.2020 tarihli cevabi müzekkerede, taşınmazların bulunduğu Hasköy Mahallesinde 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi uyarınca çalışmaların yapılarak … Mahallesi olarak kapanan belde ismi ile işlemlerin yapıldığının, anılan çalışmanın 15.08.2018-14.09.2018 tarihlerinde 3402 sayılı Kanun’un 11.maddesi kapsamında ilanı yapılarak, 02.10.2018 tarihinde tapuya tescil edildiğinin; 1072 parsel sayılı, 5.000 metrekare alanlı taşınmazın, 28 parsel numarasını aldığı, 4.547 metrekare alanlı olduğunun; 703 parsel sayılı, 3.500 metrekare alanlı taşınmazın, 27 parsel numarasını aldığı, 3.552 metrekare alanlı olduğu; 1073 parsel sayılı, 1.700 metrekare alanlı taşınmazın, 25 parsel numarasını aldığı, 1.826 metrekare alanlı olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda, mahkemece karar akabinde davaya konu taşınmazların 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi uyarınca çalışma yapılması dolayısıyla eski ve yeni kayıtları dosya arasına alarak ve uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak keşif neticesinde eski ve yeni kayıtlar çakıştırılmak suretiyle, toplanmış ve toplanacak deliller kapsamında bir araştırma ve inceleme yapılarak yeni oluşan çap ve parsel numaralarına göre asıl ve birleştirilen davalar hususunda hüküm tesis edilmesi gerektiğinden yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine , 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.