YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5611
KARAR NO : 2020/5825
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacılar ve davalının tapuya kayıtlı dört parça taşınmazın hissedarlarından olduğunu, bu taşınmazlarla ilgili olarak davalının 2002 tarihinde dava dışı üçüncü bir kişi ile adi ortaklık sözleşmesi imzaladığını ve taşınmazların tamamına kiraz ağacı diktirdiğini, bu konuda davalıya ne davacılar ne dava dışı diğer hissedarlar tarafından verilmiş bir yetki veya vekaletin bulunmadığını, bu durumdan davacıların yıllar sonra haberdar olduklarını, davalının kendi yararına sebepsiz zenginleştiğini, davacılara herhangi bir ödemede bulunmadığını açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşamına uğradığını, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, bu sebeple ecrimisil talep edilemeyeceğini, davacıların davasını ispat etmekle mükellef olduklarını, davacıların taleplerinin kötü niyetli olup sözleşmeden haberdar olduklarını, daha önce boş ve kullanılmayan tarlaların meyve bahçesine dönüştürüldüğünü, davalının herhangi bir kazancının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekili davasını ıslah etme yoluna gitmediğinden ve her iki taraf vekilinin iddiasına göre hesaplama yapıldığında da davacıların talep edebilecekleri miktarın 10.000,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak açılan davanın kabulüne, 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde; ecrimisil hesaplama yöntemi hatalı olduğu gibi gerekçeli kararında usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında yapılan iki ayrı keşif sonucunda aldırılan her kök ve ek raporda davacılar lehine farklı rakamlara ulaşılmasına rağmen raporlar arası çelişki giderilmeden, hangi raporun gerekçesiyle birlikte hükme esas alındığı belirtilmeden “her iki taraf vekilinin iddiasına göre hesaplama yapıldığında da davacıların talep edebilecekleri miktarın 10.000,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından” şeklinde bir gerekçeyle hüküm tesisi hatalıdır.
Bununla birlikte ecrimisil, kiraz ağaçlarından yola çıkılarak hesaplanmış ise de dava konusu dört parça taşınmaz tapuda tarla niteliğiyle kayıtlıdır. Fiili durumda taşınmazların üzerinde kiraz ağaçları bulunmakla birlikte dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, iddia, savunma, taraf ve tanık beyanlarından kiraz ağaçlarının davalı tarafça diktirildiği sabit olup, taşınmazların “tarla” vasfı yerine davalı tarafından diktirilen kiraz ağaçları üzerinden davacı paydaşlar lehine ecrimisil hesaplanması yerinde olmamıştır.
Mahkemece; öncelikle taşınmazların “tarla” olarak yerleşik uygulamaya uygun şekilde belirlenecek ecrimisil bedeli üzerinden davacıların pay oranları gözetilerek alacak miktarı hesaplanmalıdır. Bu hususta tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Davacıların ecrimisil alacak miktarı belirlendikten sonra Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nin 297. ve 27. maddeleri de gözetilerek gerekçenin açıkça kaleme alındığı, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.